DANISMENDLİLER DEVRİNDE ÇEMİŞGEZEK

Kara Arslan'in hükümdarlığı zamanında (1148-1174), Danişmendli Yağı Basan'ın Harput ve Çemişgezek bölgelerini istila edip erkek-kadın bütün halkını ve hayvanlarını Kemah'a sürüp götürdüğü anlatılmaktadır. Fakat, ertesi yıl Kara Arslan, diğer Artuklu beylerinden Necmeddin Alpı ve Erzen hakimi Devtetşah ile birleşerek Mengücekli topraklarına geçmişler ve Danişmendli saldırısına cevap vermişlerdir. (1164) 3 *. Bu durumda Çemişgezek'teki Artuklu egemenliği daha uzun yıllar devam etmiş olmalıdır.

DANISMENDLİLER

1. Danişmend Gazi:

Danişmendliler, 1071-1178 yılları arasında Sivas, Malatya, Kayseri, Tokat, Amasya ve civarında hüküm süren bir Türkmen hanedanıdır.

Hanedanin kurucusu olan Melik-i Muazzam Danişmend, Ahmed Gazi (Taylu) b. Ali'nin mensei ve yasadigi devir, tarihçiler arasında hala tartışma konusudur. Kaynaklarda hayati hakkında yeterli bilgi yoktur.

Meshur tarihçi Ibn Bibi'nin, Danişmendliler hakkındaki rivayetler ihtilafli olduğu için eserinde onlara yer vermedigini söylemesi dikkat çekicidir. Bir rivayete göre Danişmend, 360/970 yılında Abbasihalifesi el-Muti'den izin alarak Rumlar'la cihada çıkmış, Tursan, Çavuldur, Karadogan, Hasan, Süleyman b. Numan, Eyyüb b. Yunus ve Karatekin gibi emirler ve gönüllü mücahitlerle Sivas'a kadar gelmis, askerlerinden bir kısmını Emir Tursan ile beraber İstanbul'a göndermiş, kendisi de Tokat, Turhal, Amasya ve Niksar'i fethetmiştir. bazı emirlerini de Kastamonu ve Canik taraflarına sevketmiştir. Seferlerinden birinde yaralanmis ve Niksar'a dönüp orada vefat etmiştir. başka bir rivayete göre ise Danişmend, Bizanslılar'la cihad ederken şehit düsen Battal Gazi'nin soyundandir ve İslamiadi Ahmed'dir. Ancak kronolojik olarak bunların doğru olmadığı bilinmektedir. Ayrica 322 (934) yılından beri Hıristiyan egemenliğinde olan Malatya'dan 360 (970-71) yılında böyle bir mücahid grubunun çikmasi mümkün görünmemektedir.

Ortaçagin en güvenilir tarihçilerinden Ibnü'l-Esir ise Danişmend'in asil adinin Taylu olduğunu, Türkmenler'e öğretmenlik yaptığını ve zamanla hükümdarliga kadar yükseldigini söyler.

Gaffari, Aksarayive Müneccimbasi tarafından da kabul edilen bu görüsü esas alan tarihçiler, onun Türkmen asilli (Danişmend Taylu b. Ali et-Türkmani) olduğunda müttefiktirler.

1063 yılından iitibaren Sultan Alparslan'in hizmetine giren Danişmend bilgeligi, cesareti ve yigitligiyle onun dikkatini çekmis ve en güvenilir emirleri arasında yer almistir. Malazgirt savaşına da katılan Danişmend Ahmed Gazi, zaferin kazanılmasında önemli rol oynamistir. Sultan Alparslan barış teklifinin Bizans İmparatoru Romanos Diogenes tarafından reddedilmesi üzerine Artuk, Saltuk, Mengücük, Danişmend, Çavli ve Çavuldur adli emirleriyle yüksek bir yerden Bizans ordugAhini gözetledikten sonra savaşla ilgili olarak onların görüslerini sordu. Bunun üzerine Danişmend yer öpüp: Müsaade ederseniz arzedeyim dedi ve sunlari söyledi:

Bugün çarsambadir, saadetle geri dönelim. Bugün ve yarini silAhlarimizi hazirlamakla geçirelim. Elbiselerimizi temizleyip zemzemle yikanmis kefenlerimizi hazirlayalim. Cuma günü hatiplerin minberlerde Ya Rabbi, İslam ordularıni mansur ve muzaffer eyle! diye duA ettikleri zaman, ihlasla tekbir getirip küffarin üzerine saldıralim; eğer şehitlik saadetine erisirsek: (Bu) ne güzel mükAfat ve eğer galip ve muzaffer olursak: Bu ne büyük basaridir.

Bu veciz sözlerden sonra bütün beyler, Danişmend'in fikrini begenip geri döndüler. Kararlastirilan zaman gelince tekbir getirerek düşmanın üzerine saldırdilar ve galip geldiler.

bazı tarihçiler kalem erbabinin komutan olamayacagini, Danişmend Gazi'ye sadece okuma-yazma bildiği için Danişmend denildigini söylerlerse de biz, onun zaman zaman başka örneklerini de gördüğümüz gibi hem Alim, hem de mücAhit vasfini haiz müstesnA sahsiyetlerden biri olduğu kanaatindeyiz. Yukarda Malazgirt savaşiyla ilgili olarak Residüddin'in CAmi'ü't-TevArih adli eserinden iktibas ettiğimiz satirlar da onun bu özelligini açikça ortaya koymaktadir.

Sultan Alparslan savaşa katılan emirlerinden Anadolu'da fetihlerde bulunmalarını istemiş ve fethedecekleri yerlerin kendilerine ikta edilecegini bildirmisti. Zaferi müteakip fetihlere girisen beyler, Anadolu'nun muhtelif şehirlerini fethederek buralarda kendi adlariyla anilan beylikler kurmuslardi. Danişmend Ahmed Gazi de zaferi müteakip Sivas'a geldiginde şehri harap halde bulmustu. Çünkü İmparator Malazgirt seferi sırasında burayi tahrip etmişti. Danişmend Gazi fazla bir mukavemetle karşılasmadan Sivas'a girdi ve Danişmendli hanedanini kurdu (1071). Daha sonra Sivas'i bir üss olarak kullanarak Çavuldur, Tursan, Kara Dogan, Osmancik, Iltekin ve Karatekin adli emirleriyle Amasya, Tokat, Niksar, Kayseri, Zamanti, Develi ve Çorum'u zaptederek Danişmendli topraklarına katti.

bazı kaynaklar Danişmend Gazi'nin Süleymansah'in dayisi olduğunu kaydederler. Onun Selçuklu ailesiyle akraba olması, kurdugu devletin Anadolu'da halkın sempatisini kazanmasinda etkili olmuştur. Hayati cihad ve fetihlerle geçen Danişmend Gazi'nin ölüm tarihi de kesin olarak belli degildir. Süryani Mihail onun 1085'te Kapadokya'ya hakim olduğunu söylemektedir. Danişmend Gazi'nin oğlu ve halefi Gümüstekin Gazi'nin Anadolu Selçuklu hükümdarı Süleyman Sah'in ölümünden (479/1086) sonra Anadolu'daki bazı yerleri ele geçirdigine dair bilgiler ve ona ait sikkeler dikkate alinirsa Danişmend Gazi'nin 477'de (1085) vefat ettiği söylenebilir.

Gümüstekin Gazi daha çok Haçlilar ve Rumlar'la yaptığı mücadelelerle temayüz etmiştir. Mayis 1097 tarihinde İznik'i kusatan Haçlilar, müstahkem surlarla çevrili şehri sikistirmaya başladılar. Bu sırada Malatya muhasarasıyla meşgul olan Türkiye Selçuklu sultani I. Kiliç Arslan, bunu duyunca süratle başkenti İznik'e hareket etti. Fakat güçlü Haçli orduları karşısında tutunamadi. İznik'i kendi kaderine birakarak Anadolu içlerine çekildi (19 Haziran 1097). Bu arada muhtelif yörelerdeki Türk beylerine de haber gönderip yardıma çağırdi; Gümüstekin Gazi ve Kayseri emiri Hasan ile ittifak yaptı. Bu müttefik Türk kuvvetleri, 17 Receb 490/30 haziran 1097 günü Eskişehir ovasina çıkan vadiyi kestiler. Haçlilar, böyle bir mukavemettle karşılasacaklarini sanmiyorlardi. Eskişehir ovasinda cereyan eden savaşta her iki taraf da yigitçe savaşti. Kiliç Arslan zirhli birliklerden oluşan Haçli ordusunu yenemeyecegini anlayınca geri çekilmeye karar verdi.

Ileri harekata devam eden Haçlilar, Ağustos ortalarinda Konya'nin Meram ovasinda birkaç gün dinlendikten sonra Eregli'ye gittiler. Kiliç Arslan, burada da Gümüstekin Gazi ve Emir Hasan ile birlikte Haçlilar'in önünü kesti. Fakat savaşa girmediler ve Eregli'yi Hıristiyanlara birakarak çekildiler.

Gümüstekin Gazi bir yandan Haçlilar ve Rumlar'la mücadele ediyor, öte yandan da hakimiyet sahasini genisletmek için Malatya'yi ele geçirmek istiyordu. Danişmendliler muhtemelen Sivas'i fethettiği yildan itibaren Malatya'yi da fethetmek için ugrasmis ancak muvaffak olamamislardi. Danişmendliler'in Malatya'yi zaptedememelerinin sebebi, belki de Sultan Meliksah'in Anadolu'yu kendi egemenliği altına almak üzere Porsuk ve Bozan'i bu bölgeye sevketmesi, ayrica Malatya hakimi Gabriel'in Bağdat'a giderek Sultan Meliksah'in himayesini elde etmiş olmasıydi.

Danişmendli Gümüstekin Gazi'nin Malatya'yi ele geçirmek istedigi yıllarda Bizans İmparatoru Alexios Komnenos ile anlaşarak batiyi emniyet altına alan Sultan Kiliç Arslan da 1095 yılında Malatya'yi kusatmis fakat Haçlilar'in başkent İznik'i muhasara etmeleri üzerine süratle İznik'e hareket etmişti. Haçlilar'inn Anadolu'yu geçerek Suriye'ye doğru ilerledikleri sırada, Gabriel ile irtibat kurduklarini ögrenen Gümüstekin Gazi 491 (1098) yılında büyük bir orduyla Sivas'tan Malatya'ya yürüdü ve şehri muhasaraya başladı. Üç yıl devam eden kusatma sonunda Gümüstegin Gazi'ye mukavemet edemeyeceğini anlayan Gabriel, Urfa'da Thoros'un başına gelenleri düsünerek Kont Baudouin de Boulogne'a basvurmaktan çekindi ve Ermeniler'e karşı daha anlayisli davranan Antakya prinkepsi Bohemund'a haber gönderip yardım istedi ve kizi Morphia'yi kenndisine verecegini bildirdi. yardım Çağrısini alan Bohemund 1100 yılı Ağustos ayinda kuzeni Salerno kontu Richard ve üç yüz sövalye ile Malatya'ya hareket etti. Ancak Ermeniler, Franklar'in Malatya'ya yerlestikten sonra kendilerini buradan uzaklastiracaklarindan korkarak Gümüstekin Gazi'ye gizlice haber gönderdiler. Ayrica Gabriel de Bohemund'u davet ettiğine pisman olmuştu. Bu yüzden onu hemen sehre sokmayip Gümüstekin Gazi gelinceye kadar oyalamak istiyordu.

Gümüstekin Gazi onun yaklasmakta olduğunu haber alinca gerekli tedbirleri aldı ve askerlerini pusuya yatirdi. Bohemund olup bitenlerden habersiz olarak Malatya'yi Aksu vadisinden ayiran daglik bölgeye ihtiyatsizca girdi. Pusuda beklemekte olan Gümüstekin Gazi, ansizin etrafını sardi. Çok kısa süren çetin bir savaştan sonra bütün Haçli ordusunun büyük bir kismi imha edildi. Müslümanlarin korkulu rüyasi ve birinci haçli seferinin güçlü simasi Bohemund kuzeni Richard ve ileri gelen adamlari esir alindi. Zincire vurulan Bohemund ile kuzeni önce Sivas'a daha sonra da Niksar'a götürülerek hapsedildi (493/1100).

Haçli liderlerinin maruz kaldıklari bu felAket savaş meydanından kaçmayi basaran bir Haçli sövalyesi tarafından Urfa kontu Baudouin'e haber verilince, yanındaki az sayıda kuvvetle Bohemund'u kurtarmak için yola koyuldu. Baudouin'in yaklasmasi üzerine Gümüstekin Gazi muhasarayi kaldırip Sivas'a hareket etti. Baudouin Danişmenndliler'i bir müddet takip ettikten sonra Malatya'ya döndü. Gabriel, Baudouin ile anlaşarak ona tabi olmayi kabul etmiş, bir kişim kuvvetlerini Malatya'da birakan Baudouin Urfa'ya hareket etmişti.

Haçlilar'in Türkler karşısında kesin olarak mağlup olmalari ve önde gelen Haçli liderlerinin esir düsmesi, Avrupa'da büyük bir heyecan uyandirdi ve yeni Haçli kafilesinin yola çikmasina sebep oldu. Normanlar ve Lombardlar'dan mütesekkil bir Haçli ordusu, yaz başlarında Izmit üzerinden Eskişehir'e, oradan da Ankara ve Çankiri yoluyla Amasya ve Niksar'a gidecekti. Fakat yolda Raimund'un tavsiyelerine uyarak Kastamonu'ya hareket ettiler. Kastamonu'dan da Kizilirmak üzerinden Danişmendli topraklarına yürüdüler. Endiseye kapilan Gümüstekin Gazi, Kiliç Arslan ile ittifak yaptığı gibi halep meliki Rdvan'dan Mardin, Meyyafarikin, Amid, Harput, Erzincan ve Divriği emirlerinden de yardım istedi.

5 Ağustos 1101 tarihinde Merzifon-Amasya arasında meydana gelen savaşta yorgun ve bitkin düsen haçli ordusu, bozguna ugratilarak bol miktarda ganimet ele geçirildi. Bu zafer, Türkler'in cesaretini artirirken Haçlilar'i da umutsuzluga düsürdü.

Gümüstekin Gazi Haçlilar karşısında kazanilan zaferden sonra Malatya'yi yeniden muhasara etmeye başladı. Gabriel, Urfa kontu Baudouin'e güvenerek Danişmendliler'e teslim olmamakta israr ediyordu. Gabriel, kizi Morphia ile evlenen Baudouin du Bourg'dan yardım istemiş, ancak Gabriel vassAllik statüsüne bağlı kalmayarak bagimsiz hareket etme temayülünde olduğundan veya Türk emirlerinden korktugu için ona yardımcı olamamistir. Malatya İslam egemenliğinden çıktıktan sonra buradaki Müslümanlar imha edilmiş ve yerlerine Ermeni ve Süryaniler yerlestirilmisti.

Gabriel zalimce davrandigi için halk ondan nefret ediyordu. Vaktiyle Kiliç Arslan şehri kusattıgi zaman Gabriel ile Rumlar Türkler'e teslim olmaktan yana olduklari için bazı Süryani papazlarini öldürmüslerdi. Bundan dolayı şehirde büyük karışıklıklar çıkmıştı. Gabriel ile Rumlar, Süryanive Ermeniler'den süphelendikleri için zulüm ve iskenceyle mallarini müsadere ediyorlardi. Gümüstekin Gazi'nin bütün yaz devam eden muhasarası da kitliga sebep olmuştu. Süryaniler daha önce Malatya metropolitini Gabriel'e gönderip bu duruma bir son vermesini ve Hıristiyanlar arasında barış saglamasini istemişler, Gabriel ise bunu hainane bir tertip olarak kabul edip metropolitle beraber ileri gelen Süryaniler'i öldürmüstü. Bundan dolayı intikam hisleriyle dolan Süryaniaskerler öfkelenip kapilari açtilar ve Danişmendli Gümüstekin Gazi hiçbir mukavemetle karşılasmadan sehre girdi, herkese huzur ve emniyett içinde evlerine ve islerinin başına dönebileceklerini söyledi.

Halka gida yardımı yaptığı gibi çiftçilere tohumluk ve öküz dagitti (18 Eylül 1102). Gabriel öldürülerek zindanlara doldurdugu insanlar saliverildi. Gümüstekin Gazi, Malattya'da huzur ve emniyet içinde büyük bir kalkinma seferberligi baslatti. Malatya onun devrinde en mesut devirlerindenn birini yasamistir.

Antakya prinkepsi Bohemund ile kuzeni Richard de Salerno'nun esir alinmasindan sonra meydana gelen gelişmeler, o zamana kadar Haçlilar'a karşı birlikte cihat eden iki Türk hükümdarıni birbirine düsürdü. Bohemund'un esir düştügünü ögrenen Bizans İmparatoru Alexios Komnenos, bu tehlikeli düşmanıni kontrol altına almak için seferber oldu ve Gümüstekin'e haber gönderip onu kendisine teslim ettiği takdirde ikiyüzaltmış bin Bizans altini vermeyi vaat etti. Bu müzakerelerden haberdar olan Anadolu Selçuklu sultani Kiliç Arslan Gümüstekin'e hem Anadolu sultani hem de müttefiki olduğunu söyleyerek Bizans İmparatorundan alinacak bu fidyenin yarisinin kendisine verilmesi gerektigini bildirdi.

Bizans İmparatoruna teslim edilmekten korkan Bohemund ise Gümüstekin'e kurnazca yaklasip eğer Alexios'un teklifini reddeder ve bunun yarisi kadar bir meblaga razi olursa Antakya Prinkepsligi, Urfa Kontlugu ve Kudüs Kralligi'nin kendisiyle ittifak tesis edeceğini ve Bizans egemenliğindeki bazı topraklari ele geçirmesine yardımcı olacağını, Antakya'nin eski hakimi Yagisiyan'in ailesini serbest birakacagini söyleyerek onu ikna etti. Bunun üzerine Bohemund Urfa, Antakya ve Sicilya'daki dost ve akrabalarina haber gönderip kurtulmasi için gerekli olan 100.000 altini toplayip Malatya'ya getirmelerini istedi.

Bizans İmparatorunun teklif ettiği fidyenin yarisini Kiliç Arslan'a kaptirmak istemeyen Danişmendli Gümüstekin Gazi, Bohemund'un dost ve akrabalarinin getirecegi daha az fidyeyi kabul ederek, onu 1103 yılı Paskalya yortusundan kısa bir müddet önce Malatya'da serbest birakti. Bohemund'un fidyesi, Baudouin du Bourg, Patrik Bernard, Gogh Vasil ve Bohemund'un Italya'daki akrabalari tarafından temin edilmişti. Kiliç Arslan buna çok öfkelendi. Hem parayi kaybetmiş hem de aleyhinde güçlü bir ittifak olusmustu. Büyük Selçuklu Sultani Berkyaruk'a Gümüstekin'in Haçlilarla anlasma yaparak hem kendini küçük düsürdügünü hem de Müslümanlara leke sürdügünü söyledi. Ayrica Gümüstekin'e haber gönderip hatasinin bagislanmasini istiyorsa Bohemoond'u kendisine teslim etmesi gerektigini bildirdi. Ancak Gümüstekin Bohemund ile yaptığı anlaşmaya sadik kaldı.

Bohemund Antakya'ya döner dönmez Müslümanlarin egemenliğindeki topraklara saldıriya geçti. Pek çok Müslümanı öldürdügü gibi vergi adıyla mallarini müsadere etmek suretiyle ödedigi fidyenin kat kat fazlasini çikardi. Bundan dolayıdir ki, Ibnü'l-Esir hakli olarak: Gümüstekin bu hatali hareketiyle Müslümanlara yaptığı iyılıklerin silinip yok olmasına sebep oldu. diyerek onu tenkit eder.

Bu sırada Haçlilar'in zulüm ve iskencelerinden bikan Ermeniler'in daveti üzerine Elbistan'i zaptederek onları Haçli zulmünden kurtaran Kiliç Arslan, Antakya üzerine sefere hazirlanirken Danişmend Gazi'nin Bohemund'u yüzbin altin fidye karşıliginda serbest biraktigini ögrenince, seferden vazgeçerek süratle Gümüstekin'in üzerine yürüdü ve Maras yakınlarında onu hezimete uğrattı (496 Zilkade/Ağustos 1103). Bu bozgun Gümüstekin Gazi'nin itibarini çok sarsti.

Bu olaydan yaklasık iki yıl sonra Gümüstekin Gazi, Sivas'ta öldü. Urfali Mateos (VekayinAme, s. 225) onun 23 Şubat 1104-21 Şubat 1105 tarihleri arasında Ebu'l-Ferec Ibnü'l-Ibri(Ebu'l-Farac Tarihi, II, 345) ile Müneccimbasi (Sahaifü'l-ahbAr, II) ise 1105-1106 yılında öldüğünü söylerler. Kabri Niksar'da olup türbesi Kitabesizdir. Tokat'ta Garipler Camii olarak bilinen camiin de onun tarafından yaptırildigi söylenmektedir. Oniki oğlu vardi. Zahid ve muttakibir emir olan Danişmend Gazi iyi bir insandi. Halka çok iyi davranirdi. Hıristiyanlar bile ondan övgü ile söz ederlerdi. Ülkeyi mAmur ve müreffeh bir hale getirmek için çok çalisti.

2. Emir Gazi:

Gümüstekin Gazi'nin ölümü üzerine Kiliç Arslan yıllar önce göz diktigi Malatya'yi ele geçirmek için seferber oldu. 28 Haziran 1105 (veya 1106) tarihinde baslattigi muhasarayi şehri zaptedinceye kadar sürdürdü. şehrin kuzeyDoğusunda kurdugu muhasara Aletleri ve manciniklarla birkaç siddetli hücumda bulunduktan sonra Danişmend Gazi'nin oğlu Yagisiyan (başka bir rivayete göre İsmail b. Danişmend'in oğlu Sungur) şehri teslim etmek zorunda kaldı (2 Eylül 1105 veeya 1106)

Gümüstekin Gazi'nin ölümünden sonra hanedanin başına büyük oğlu Emir Gazi geçti. Urfali Mateos, onun bütün kardeslerini öldürerek tahta geçtigini yazar.

Selçuklular'i metbu taniyan Emir Gazi, Kiliç Arslan'in 1107 yılında ölümü üzerine meydana gelen iktidar boslugundan ve oğulları arasında başlayan taht kavgalarindan yararlanarak hakimiyet sahalarini genisletmeye tesebbüs etti. Bu mücadele sırasında Kiliç Arslan'in oğlu Arapsah, Gazi'nin oğlu Muhammed'i esir etti. Fakat Emir Gazi, sonunda Arapsah'i mağlup ederek oğlunu kurtardi.

Emir Gazi, Kiliç Arslan'in oğulları arasındaki taht mücadeleleri sırasında damadı Mesud'u destekliyordu. Türkiye Selçuklu sultani Sehinsah Afyonkarahisar yakınlarında Bizans İmparatoru Alexios Komnenos ile imzaladigi anlaşmayı müteakip Konya'ya dönerken Danişmendli Emir Gazi ve bazı Selçuklu emirleri tarafından desteklenen Mesud, kardeşinin üzerine büyük bir ordu sevketti. Sahinsah bundan haberdar olunca İmparatora sığınmak için kaçarken Akşehir yakınlarında yakalanarak gözlerine mil çekildi ve Mesud, kayinpederi Emir Gazi sayesinde Selçuklu tahtına çıktı (1116).

Emir Gazi 1119 Mayisinda yedibin kişilik bir orduyla Antakya üzerine bir akin düzenledi. Antakya prinkepsi Roger onun üzerine yürüdüyse de perişan oldu ve Türkler Haçli topraklarını yağmaladilar.

oğlu Tuğrul Arslan adina Malatya'yi idare etmekte olan Kiliç Arslan'in dul karısı Ayşe Hatun ile evlenmis olan Belek Gazi, Mengücüklüler'e ait Kemah'i istila etti. Ancak Belek'in Haçlilar'la mücadele etmesini fırsat bilen Mengücük oğlu Ishak, Kemah'i geri aldı. Belek, Haçlilar'a karşı düzenlediği seferden döner dönmez, Mengücüklüler'in üzerine yürüdü (1119).

Mengücüklü Ishak, Belek'e mukavemet edemeyeceğini bildiği için Bizans'ın Trabzon dükü Konstantin Gabras'a sığındı ve onunla ittifak yaptı. Bunun üzerine Belek de Danişmendli Emir Gazi ile isbirligi yaptı. Iki taraf Erzincan yakınlarında Serman (Siran) denilen yerde karşı karşıya geldi ve Mengücüklü Ishak ile müttefiki Konstantin Gabras'in kuvvetleri büyük ölçüde imha edildi. Binlerce kişi esir alindi. Gabras ile Ishak da esirler arasındaydi. Gabras otuzbin altin (SüryaniMihail'e göre doksan bin altin) fidye ödeyerek kurtulurken Ishak da Danişmendli Emir Gazi'nin damadı olduğu için serbest birakildi. Mengücüklü Ishak, uzun süre Danişmendliler'in nüfuzu altında kaldı. Ayni şekilde Gabras da Bizans'a karşı Danişmendliler'e siginmis ve onların hizmetine girmiştir.

Danişmendli Emir Gazi, damadıni tahta çikardiktan sonra da Anadolu'daki olaylara müdahale etmeye devam etti. Kiliç Arslan'inn Malatya'yi ele geçirmesiyle siyasikudretleri zayiflayan Danişmendliler, Emir Gazi zamanında Anadolu'da üstünlük ve egemenliği ele geçirmeye çalistilar. Emir Gazi Artuklu Belek'in 1124'te ölümü üzerine Selçuklular'in Malatya meliki Tuğrul Arslan ile Harput emiri Süleyman arasındaki ihtilaflardan yararlanarak Malatya'ya hücum etti (13 Haziran 1124). Bir ay devam eden kusatmadan netice alamayinca, oğlu Muhammed'i orada birakarak geri döndü. Muhammed sehre yakın bir yerde karargah kurarak giris-çikislari kontrol altına aldı ve kusatmaya alti ay daha devam etti.

Muhasaranin uzamasi şehirde kitliga sebep oldu. Halk aç ve perişan bir halde kedi, köpek ve agaç yapraklari yemege başladı. Tuğrul Arslan, Franklar'dan yardım istedi. Ancak onlar söz verdikleri halde haleb'i muhasara etmekle meşgul olduklari için gelemediler ve kendi adlarina bu çok önemli fırsati değerlendiremediler. Bunun üzerine Tuğrul Arslan ile annnesi Ayşe Hatun, Minsar kalesine çekilerek şehri Emir Gazi'ye teslim ettiler (10 Aralik 1124). Halk, bu kitliklar sebebiyle perişan bir durumdaydi. Emir Gazi onları teselli ederek çiftçilere tohumluk verdi, koyun ve sigir dagitti.

şehirde refah seviyesi yeniden yükselmeye başladı. Böylece Kiliç Arslan'in Gümüstekin Gazi'den aldığı Malatya tekrar Danişmendliler'in eline geçti. Emir Gazi'nin Malatya seferine Türkiye Selçuklu sultani Mesud da katılmışti. Bunu bir ihanet olarak kabul eden kardeşi Melik Arab öfkeyle Sultan Mesud'un üzerine yürüdü. Ancak Sultan Mesud kayinpederi Emir Gazi'nin destegiyle onu mağlup etti (1126). Melik Arab ertesi yıl yeniden onlara karşı sefere çıktıysa da yine bozguna ugradi (1127) ve Kayseri ile Ankara Danişmendlilerin eline geçti. Emir Gazi Malatya'yi zaptettikten sonra, Artuklu egemenliğindeki Harput üzerine yürüdü. Ancak Davud b. Sökmen'in daha erken davranarak Harput'a hakimolduğunu görünce Hanzit yöresini yağmalayip Davud üzerine yürüdü.

Bu mücadele sonunda kArli çıkan taraf hiç şüphesiz Danişmendliler oldu. Sultan Mesud kayinpederi sayesinde tahtini korumayi basarirken, Malatya'dan Sakarya'ya kadar uzanan Selçuklu topraklari Danişmendliler'in eline geçti. Anadolu'nun en güçlü devleti hAline gelen Danişmendliler, 1129 yılında Ankara, Çankiri, Kastamonu ve Karadeniz sahillerini kontrol altına aldılar.

Ermeni prensi Thoros, 1129 yılında ölünce, Emir Gazi Çukurova (Kilikya)'ya müdahale etti. Ertesi yıl Antakya prinkepsi II. Bohemund Ermeni Leon'un topraklarına girip Anazarva'yi (Aynüzarba bugünkü Dilekkaya Kalesi) işgal edince I. Leon, Emir Gazi'ye haber gönderip yardım istedi. Emir Gazi, bu daveti kabul ederek Çukurova'ya hareket etti. Bohemund da bu gelişmelerden habersiz olarak Çukurova topraklarına girince pusuya düsürülerek ordusuyla birlikte imha edildi, Haçlilar'dan kurtulan olmadi. Bohemund'un basi kesilerek mumyalandiktan sonra pek çok değerli ganimet ve hediyelerle birlikte Abbasihalifesine (başka bir rivayete göre büyük Selçuklu sultanina) gönderildi (21 Ağustos 1130). Garip bir tesadüf eseri olsa gerek Gümüstekin Gazi, I. Bohemund'u, oğlu Emir Gazi de onun oğlu II. Bohemund'u esir almistir.

Emir Gazi, daha sonra 1131'de tekrar Çukurova seferine çıktı. Ermeni Leon yillik haraç vermeyi kabul etti. Emir Gazi'nin dönüste Sümeysat'in kuzey Doğusundaki Gouris kalesini kusattıgi haber alindi. Bunun üzerine Kont Joscelin kendisi ağır yaralı olduğu için ayni adi tasiyan oğlunun kumandasindaki bir orduyu Danişmendliler üzerine sevketmek istedi. Ancak oğlu Türk birliklerinin çok güçlü olduğunu söyleyerek bu görevi kabul etmeyince adamlarini çağırip kendisi için bir sedye yaptırdi ve bu vaziyette ordunun başında sefere çıktı. Fakat yolda öldü. Emir Gazi Joscelin'in ölümünü haber alinca büyük bir Alicenaplik göstererek savaşi durdurmus ve Franklara bas sagligi dilemiştir. Onun Çukurova'da bulunmasindan istifade eden Bizanns İmparatoru Ioannnes Komnenos, Kastamonu'yu istila etti. Fakat Emir Gazi, 1132'de bu yöreyi tekrar geri aldı. Tahti ele geçirmek için İmparatora isyan eden kardeşi Isaak Komnenos da Emir Gazi'ye sığındı. Emir Gazi onu gayet iyi karşıladi ve Trabzon dükü Konstantin Gabras'in yanına gönderdi. Haçlilar'a, Ermeni ve Rumlar'a karşı kazandığı zaferler, onun Anadolu hükümdarlari arasında mümtaz bir mevki elde etmesine sebep oldu.

Abbasihalifesi Müstersid ile Büyük Selçuklu sultani Sencer, Emir Gazi'ye Melik unvanının tevcih edildigini gösteren bir mensurla birlikte bir kös, bir gerdanlik ve bir altin AsA dört siyah sancak göndererek bölgedeki egemenliğini tasdik ettiler. Ancak elçi bu mensur ve hediyeleri getirdiginde, Emir Gazi ölüm dösegindeydi ve birkaç gün sonra 528 (1134) tarihinde öldü.

Emir Gazi Danişmendliler'in en güçlü hükümdarlarindan biriydi. Cesur, zeki ve faziletli bir hükümdardi. Ülkenin her tarafinda huzur ve asayisi saglamis, Selçuklu topraklarının bir bölümünü de kendi egemenliği altına alarak Anadolu'nun en nüfuzlu hükümdarı olmuştu.

3. Melik Muhammed:

Emir Gazi'den sonra Dannismendli tahtına büyük oğlu Melik Muhammed geçti. Abbasihalifesi Müstersid ve Büyük Selçuklu sultani Sencer'in gönderdiği mensur, altin AsA ve diğer hediyeler Melik Muhammed'e verilerek Malatya'da hükümdar ilan edildi. Emir Gazi'nin Muhammed'den başka Yagibasan, Yagan ve Aynüddevle adlarinda üç oğlu daha vardi. Muhammed tahta geçince kardesleri Aynüddevle ve Yagan isyan etti. Melik Muhammed, hükümdarlığının ilk yıllarında bir yandan kardesleriyle, bir yandan da Bizans saldırilariyla ugrasmak zorunda kaldı.

İmparator Ioannes Komnenos Danişmendliler arasındaki taht kavgalarindan istifade ederek 529 (1135) yılında Kastamonu ve Çankiri'yi işgal etti. Ancak Sultan Mesud ile ittifak yapan Melik Muhammed, Bizans kuvvetlerinin çekilmesi üzerine bu yöreyi tekrar topraklarına katti. Melik Muhammed, 1135'de isyan eden kardeşi Yagan'i öldürdü, Aynüddevle ise Malatya'ya kaçti. Melik Muhammed, 1136-1137 yıllarında büyük bir orduyla Maras'a girdi, Keysun ve civarını yağmalayip bazı köyleri tahrip etti.

Ancak Baudouin, 1137'de Bizans İmparatoru Ioannes'tenn yardım isteyince, Melik Muhammed geri çekildi. Daha sonra Malatya'ya hakimolan kardeşi Aynüddevle üzerine yürüyerek Elbistan ve Ceyhun yörelerini aldı. Aynüddevle, önce Malatya civarındaki Hanzit'e oradan da Amid (Diyarbekir)'e kaçti. Fakat buralarda da tutunamayarak Haçli kontu Joscelin'e sığındı. Melik Muhammed'in bu seferi Sultan Mesud'a Haçli egemenliğindeki Maras'a hücum ederek köyleri yakip yikma imkAni verdi (1138). Melik Muhammed 1139'da tekrar Çukurova'ya taarruz edip Feke ve Gabon gibi bazı kaleleri ele geçirdi.

Bizans İmparatoru Ioannes, Danişmendliler'i Bitinia ve Paflagonya'dan çikarmaya çalisti. Daha sonra Konstantin Gabras ile anlasinca Danişmendliler'in merkezi Niksar'i ele geçirmek ümidiyle sefere çıktı ve sikintili bir yolculuktan sonra Niksar'a gelerek şehri kusattı. Fakat Niksar müstahkem bir şehirdi. Bu daglik yörede ikmal yollarini açik bulundurmak kolay degildi. Ioannes bir taraftan çok sayıda askerinin ölmesi, bir yandan da kardeşi Isaakios'un oğlu Ioannes'in Selçuklular'a siginmasi ve Müslüman olarak Mesud'un kızıyla evlenmesi onu saskina çevirdi. Uzun süren muhasaradan hiçbir netice elde edemeden 1141 yılı başlarında İstanbul'a döndü. Böylece Bizans büyük umutlar bagladigi bu seferden de eli bos dönmüs oldu. Fakat 1141'de yeniden harekete geçerek Uluborlu ve Beyşehir Gölü üzerinden Antalya'ya giden yolu ele geçirmistir.

Danişmendliler, 1140'da Kasianus yöresi ve Karadeniz bölgesini Rumlar'dan geri aldılar. Melik Muhammed daha sonra güneye yönelerek Elbistan'a hücum eden Haçlilar'i geri püskürttü.

Melik Muhammed, 6 Aralik 1143 tarihinde (Süryani Mihail, VekayinAme s. 119) Kayseri'de öldü. DindAr ve hayirsever bir hükümdar olan Melik Muhammed, Rumlar, Haçlilar ve Ermeniler'le cihat etmiş, basta Abdülmecid b. İsmail olmak üzere çok sayıda din bilginini çeşitli ülkelerden davet ederek Anadolu'da İslamiyet'in yayilmasi için çalismistir. Kayseri Ulu Camii'ni (CAmi-i Kebir) de o yaptırmiştir. Camiin kible tarafindaki Melik Gazi Medresesi'nde bulunan türbede Melik Muhammed Gazi'nin medfun olduğu söylenir fakat türbenin Kitabesi yoktur. Halil Edhem Kayseri Ser'iyye sicillerine istinaden Cami-i Kebir'in Melik Muhammed Gazi tarafından yaptırildigini ifade etmektedir. Melik Muhammed yıllardir harabe halinde olan Kayseri'yi tamir ettirmis, şehri bir bakima yeniden tesis ederek burayi merkez yapmistir.

4. Melik Muhammed'in oğulları ve Kardesleri:

Melik Muhammed'in; Zünnun, Yunus ve İbrahim adlarinda üç oğlu vardi. Bunlardan Zünnunn'u veliaht tayin etmişti, fakat Sivas meliki olan kardeşi Nizameddin Yagibasan (bazı kaynaklarda Yakup Arslan, Yagi Arslan) kardeşi Melik Muhammed'in karisiyla evlenerek Kayseri'de yönetime hakimoldu (549/1154). Zünnun, Zamanti'ya kaçmak zorunda kaldı. Fakat bir müddet sonra yeniden Kayseri'ye hakimolmayi basardi.

Daha önce Artuklular'a ve Haçlilar'a siginmis olan Aynüddevle, Melik Muhammed'in ölümünden sonra Elbistan ve Malatya'ya hakimoldu. Zünnun Kayseri'ye, Yagibasan da Sivas'a hakimolmuştu. Böylece Danişmendliler üç kola ayrilmis bulunuyorlardi.

Bu durum, Türkiye Selçuklu sultani Mesud'un hakimiyet sahasini genisletmesine yaradi. Melik Muhammed'in ölümü üzerine hanedan mensuplari arasında başlayan taht kavgalarina müdahale eden Sultan Mesud'un Zünnun'u desteklemesi üzerine Melik Muhammed'in kardesleri Malatya meliki Aynüddevle ile Sivas meliki Yagibasan ona karşı ittifak yaptılar. Aynüddevle, Yagibasan'in destegiyle Elbistan ve Ceyhan yöresini istila edince, Sultan Mesud derhal Sivas'a yürüyüp şehri ele geçirdi ve oğlu Sahinsah'i Ankara, Çankiri ve Kastamonu valiligine getirdi. Daha sonra Malatya'ya hareket etti. şehri üç ay kusatmasina rağmen hiçbir netice elde edemeden geri döndü (1143).

Bizans İmparatoru Ioannes'in 1143'te ölümü üzerine rahatlayan Sultan Mesud, yeniden Danişmendli topraklarına hücuma başladı. 1144'te Aynüddevle'nnin egemenliği altindaki Elbistan ve Ceyhan'i zaptederek oğlu Kiliç Arslan'i bu yöreye melik tayin etti. Daha sonra tekrar Malatya'yi muhasara etti, fakat Bizans'ın yeni İmparatoru Manuel Komnnenos'un Anadolu'da ilerlemekte olduğunu duyunca kusatmayi kaldırdi (1144). Sultan Mesud'un genisleme siyaseti Yagibasan ile Aynüddevle'yi endiselendirdi ve Bizans İmparatorundan yardım istemeye mecbur etti. Bunun üzerine Manuel, Konya'yi kusattıysa da netice alamadan ayrildi (541/1146).

Artuklu Kara Arslan ile beraber Haçli topraklarına saldİran Aynüddevle, 1151 yılında Gerger, Kahta, Adiyaman ve Palu'yu ele geçirerek çok sayıda esir aldı. Sultan Mesud'un damadı ve Sivas-Amasya meliki Yagibasan ise ayni yıl Karadeniz bölgelerinde fetihlerde bulunarak Ünye, Samsun ve Bafra'yi zaptetti. Yegeni Zünnun b. Melik Muhammed ise Kayseri'ye hakim oldu.

Aynüddevle, 1152 yılında ölünce yerine oğlu Zülkarneyn geçti. Yagibasan taziyede bulunduktan sonra onu Sultan Mesud'a karşı birlikte hareket etmeye çagidi. Bu gelişmelerden haberdar olan Sultan Mesud, Yagibasan'i tehdit etti. O da yegenini desteklemeyecegine dair kesin söz verdi. Sultan Mesud Yagibasan'i kendisine tabi kildiktan sonra üçüncü defa Malatya üzerine yürüdü ve şehrin surlarini tahrip etti. Zülkarneyn ise annesiyle birlikte sultanin huzuruna çikip af diledi. Sultan da kendine tabi olmak sartiyla Malatya'da egemenliğini devam ettirmesine müsaade etti.

Sultan Mesud'un ölümü üzerine yerine oğlu II. Kiliç Arslan geçti (1155). Danişmendli hanedanina mensup iki damadından Yagibasan'a Ankara, Amasya ve Kapadokya, Zünnun'a ise Kayseri ve Sivas şehirleri verildi. Fakat kardesleri tahtta hak iddia ederek ayaklandilar. Bunu fırsat bilen Sivas Danişmendli hükümdarı Yagibasan, Sahinsah ile yegenleri Zünnun ve İbrahim ile Malatya emiri Zülkarneyn'in destegini saglayarak büyük bir orduyla Kayseri'ye hareket etti. Kiliç Arslan da onun üzerine yürüdü. Iki taraf tam savaşa girmek üzereyken Alimler araya girip Müslüman kani dökülmesine engel oldular ve her iki taraf da ülkelerine döndüler. Fakat Yagibasan, bir müddet sonra Zengiler'den Nureddin Mahmud'un tesvikiyle Elbistan'a girince, Kiliç Arslan süratle harekete geçti. Yagibasan, yetmişbin kişiyi Ceyhan dışındaki bölgelere sürerek Kiliç Arslan'in karşısına çıktı. Yine din adamlari araya girip savaşa engel oldular ve iki taraf arasında bir antlasma imzalandi (Saban 550/Ekim 1155).

Bizans İmparatoru Manuel, Anadolu'nun genç hükümdarı II. Kiliç Arslan'a ağır bir darbe indirmek maksadıyla yeni bir ittifak tesis etti. 1157'de Bafra ve Ünye'yi topraklarına katmis olan Yagibasan, buralari Bizans'a iade edip ittifaka girdi. Sultan Mesud'un damadı Danişmendli Zünnun ve Zülkarneyn'in de yer aldığı bu ittifak karşısında Kiliç Arslan Bitinia emiri Süleyman'i İmparatora göndererek anlasma teklif etti. Fakat red cevabi alinca Yagibasan'i ittifaktan ayirmak için Elbistan'i kendisine birakmayi vaad etti (1160). Fakat bundan da bir netice alamadi.

Malatya meliki Zülkarneyn, 555 (1160) yılında öldü. Yerine oğlu Muhammed geçti ve Kiliç Arslan'a tabi olarak Malatya'yi idare etti.

Erzurum Saltuklu hükümdarı Izzeddin Saltuk'un kizi Kiliç Arslan ile nikAhlari kiyildiktan sonra zengin çeyizleriyle birlikte Erzurum'dan Konya'ya gönderilmisti. Bunu haber alan Yagibasan, Kiliç Arslan'a düşmanligi sebebiyle gelin alayina saldırdi ve gelini yegeni ve Kayseri meliki olan Zünnun ile evlendirmek üzere götürdü. Gelin Kiliç Arslan'a nikAhli olduğu için İslam dinine göre başkasiyla evlenmesi caiz olmadığından İslamiyet'ten irtidad ettirdiler. Kiz daha sonra tekrar Müslüman oldu ve Zünnun ile evlendirildi. Bu ağır tecavüz karşısında çok öfkelenen Kiliç Arslan, Yagibasan üzerine yürüdüyse de Bizans kuvvetleri tarafından desteklenen Danişmendli ordusu karşısında mağlup oldu (1162). Bu olayin 1164 veya 1165 yıllarında meydana geldigine dair rivayetler de vardır. Kiliç Arslan, Yagibasan karşısında mağlup olunca, Bizans'tan yardım istemek için İstanbul'a gitti ve dönüsünde Yagibasan'dan intikam almak için harekete geçti. Artuklular'dan Kara Arslan, Necmeddin Alpi, Erzen ve Bitlis emiri Fahreddin Devletsah da onunla birlikte Sivas üzerine yürüdüler ve şehri zaptettiler (1163). Yagibasan yardım saglamak için damadı Çankiri Selçuklu meliki Sahinsah'in yanına gitti ve 4 Ağustos 1164 tarihinde orada öldü. Yagibasan Danişmendliler'in nüfuzlu hükümdarlarindan biriydi. Cesur ve ileri görüslü, siyasikabiliyeti hAiz hayirsever ve azimli bir insandi. Niksar'da yaptırdigi medresenin haziresinde medfundur. Yagibasan'in yaptırdigi medrese veya mescide ait bir Kitabe bugün mevcuttur.

Niksar'da bulunan, 552 (1157-1158) tarihli bir Kitabede Yagibasan'in künye ve lakaplari söyle sıralanmaktadır: el-Melikü'l-Alim, el-Adil, NizAmüddünya ve'd-Din Ebu'l-Muzaffer Yagibasan b. Melik Gazi b. Melik Danişmend Zahiru Emiri'l-Mü'minin. Adina basilan bir sikkede ise: el-Melikü'l-Adil Nizameddin Yagibasan b. Melik Gazi b. Melik Danişmend Zahiru Emiri'l-Müminin ibareleri vardır. O, bir takım imar faaliyetlerinde de bulunmus, Sivas ve Niksar'da cami, türbe ve imarethaneler yaptırmişti. CemAleddin Gazi, Muzaffereddin Mahmud, Zahreddin Ili, Bedreddin Yusuf adli çocuklari vardi, fakat yerine yegeni İbrahim'in oğlu İsmail geçti ve Cemaleddin Gazi'den başka bütün çocuklari Selçuklular'inn hizmetine girdiler.

Yagibasan'in ölümü üzerine karisi, Zünnnun'unn onalti Yasindaki yegeni İsmail b. İbrahim ile evlenerek onu hükümdar ilan etti (559/1164). bazı kaynaklara göre Yagibasan'in yerine CemAleddin Gazi adli oğlu geçti. Çok kısa bir müddet tahtta kaldıgi için de tarihçiler ondan bahsetmez. Onu İbrahim b. Muhammed ile oğlu İsmail takip etmiş İbrahim de 564 (1169) yılında vefat etmiştir. Bunun üzerine hanedan mensuplari arasında mücadele başladı. Bu sırada Elbistan emiri Mahmud b. Mehdibagimsizligini ilan etti. Ayrica Kayseri meliki Zünnun ile Yagibasan'in yegeni İbrahim b. Muhammed de ayni maksatla harekete geçtiler. II. Kiliç Arslan, bu fırsattan istifade ederek Danişmendli topraklarını ele geçirmek için seferber oldu ve Elbistan üzerine yürüyerek Danişmendli topraklarını zaptetmeye başladı (1165). Elbistan'i, Tohma vadisini, Darende ve Gedük yöresini ilhak etti. 1168'de Zünnun üzerine yürüdü ve 1169'da diğer bir rivayete göre 1171 veya 1173'te Kayseri ve Zamanti'da Danişmendli egemenliğine son verdi. Zünnun, Kiliç Arslan'in kardeşi Sahinsah ve Malatya meliki Efridun Atabeg Nureddin Mahmud'a sığındılar.

Kiliç Arslan'in giderek kuvvetlenmesinden rahatsiz olan Nureddin, Danişmendli Zünnun'u, Sahinsah'i ve Artuklular'i himaye ederek ona karşı bir ittifak tesis etti. Bir orduyla Sivas'ta bulunan Melik İsmail'e de haber gönderip, Kiliç Arslan'dan Zünnun'a ülkesini iade etmesini istedi. Kiliç Arslan, Nureddin'in elçilerini bir müddet oyaladiktan sonra teklifini reddetti. Bunun üzerine müttefik kuvvetler, Sivas'tan Kayseri istikametinde yola çikarken Atabeg Nureddin Mahmud da Maras, Göksun ve Behisni'yi işgal ettikten sonra Sivas'a yöneldi (1172). O yıl Sivas'ta müthis bir kis hüküm sürmüş ve kitlik basgöstermisti. İsmail ise ambarlarinda bugday stoku bulunduğu halde halka dagitmamis ve bu yüzden birçok kişi açliktan ölmüstü. Sonunda halk dayanamayip isyan etti, İsmail, karısı ve besyüz adami öldürüldü, ambarlari yağmalandi (İsmail'in kabri Niksar'dadir). Bunun üzerine şehrin ileri gelenleri toplanip Nureddin'e siginmis olan damadı Zünnun'u Sivas'a davet etmeye karar verdiler.

Zünnun Nureddin'in yardımıyla mesakkatli bir yolculuktan sonra Sivas'a varip Danişmendli tahtına çıktı (567/1172) Fakat kısa bir müddet sonra Sultan Kiliç Arslan onun üzerine yürüyünce Zünnun Niksar'a kaçti ve Nureddin Mahmud'dan yardım istedi. Bunun üzerine Nureddin'in topraklarını istila ettiğini ögrenen II. Kiliç Arslan onun üzerine yürüdü. Fakat ağır kis sartlari ve Haçli saldırilari iki Türk hükümdarıni barışmaya itti. yapılan anlaşmaya göre Nureddin işgal ettiği yerleri geri verecek, Kiliç Arslan da Zünnun'un Sivas'ta hüküm sürmesine riza gösterecekti. Ayrica Nureddin'in emirlerinden Fahreddin Abdülmesih de emrindeki üçbin kişilik kuvvetle Sivas'ta kalip Zünnun'u himaye edecekti. Muhtemelen Ankara da Sehinsah'a verilecekti.

Nureddin'in 1174 yılında ölümü üzerine Sivas'ta birakilan garnizon Suriye'ye dönünce, Sultan anlasma sartlarini hiçe sayarak Sivas, Niksar, Komana, Tokat ve diğer Danişmendli topraklarını istila etmek maksadıyla harekete geçti. 1175 yazinda söz konusu şehirlerin zaptedilmesi üzerine Zünnun ile Sahinsah, Bizans'a sığınmak zorunda kaldılar ve Danişmendliler'in Sivas kolu da böylece ortadan kalkmis oldu.

Bizans İmparatoru Manuel, Danişmendliler'e kaybettikleri topraklari iade etmek istiyordu. Bu maksatla Manuel, Gavras adli bir komutanıni otuzbin kişilik bir orduyla Amasya ve Niksar'a sevketti. Fakat bir sonuç alamadi.

Rivayete göre Zünnun, 570 (1175) yılında Kiliç Arslan'in emriyle Bizans hapishanelerinde zehirlenerek öldürülmüstür. Aksarayi'ye göre ise Kiliç Arslan'in Sivas'i istila etmesi üzerine öfkeyle Niksar'a gitmiş ve orada ölmüştür.

5. Danişmendliler'in Yikilisi:

Melik Muhammed'in 537 (1143) yılında ölümü üzerine Danişmendliler'in Sivas ve Malatya olmak üzere iki ayri kol halinde hakimiyetlerini sürdürdüklerini görüyoruz. Danişmendliler, 1124 yılında Malatya'yi Selçuklular'dan alinca yukarıda da belirttigimiz gibi Emir Gazi'nin oğlu Aynüddevle (Emir-i IsfehsAlAr AlAeddin ve ImAdu emiri'l-mü'minin), burada yönetimi ele geçirip Tuğrul Arslan'in kızıyla evlenmisti. Bu evlilikten dogan Zülkarneyn, babasının 1152 yılında ölümü üzerine annesinin vesAyeti altında emir oldu. Fakat Selçuklu sultani Mesud, Malatya'yi muhasara edince, ona karşı koyamayacagini anlayarak bağlılik arzetti. Sultan da şehrin yönetimini ona birakti. Daha sonra annnesinin tahakkümüne karşı çikarak idareye tek başına hakimoldu. Sultan Mesud'un ölümünden sonra da amcasi Yagibasan'in vassali olarak hüküm sürdü ve Ekim 1162'de Malatya'da öldü. Hekim İbrahim b. Ebu Said el-AlAi, Takvimu'l-Edviye adli eserini ona ithaf etmiştir.

Zülkarneyn'den sonra yerine oğlu Nasireddin Muhammed geçti. Içki ve eglenceye çok düskün olan bu hükümdarın bir fahiseyle düsüp kalkmasi, halkın nefretini mucip oldu. halkın baskilarina dayanamayan Nasireddin Muhammed şehri terketti (1170). Yerine kardeşi Fahreddin Kasım (bazı kaynaklarda Ebu'l-Kasım) geçti. 1171'de Harput Artuklu beyi Fahreddin Kara Arslan'in kızıyla evlenen Kasım, dügün günü bir gösteri sırasında attan düserek öldü (Mayis 1171). Bunun üzerine halk küçük kardeşi Efridun (Feridun)'u tahta çikardi ve gelini istemedigi halde onunla evlendirdiler. Bu sırada Kiliç Arslan, Malatya üzerine yürüyüp şehri muhasara etti, fakat ele geçiremedi ve civardaki halki esir alip Kayseri'ye götürdü. Bu olaylar sebebiyle Atabeg Nureddin, Mardin ve Harput Artuklu beyleri, Ermeniler ve Danişmendliler'in Sivas Meliki, Kiliç Arslan'a karşı bir ittifak teskil ettiler. Ancak Kiliç Arslan esir aldığı Malatyalilar'i iade edeceğini bildirince taraflar arasında savaş olmadan anlasma saglandi.

Nasireddin Muhammed, dört-bes yıl Suriye ve Anadolu'da dolastiktan sonra II. Kiliç Arslan'a sığındı ve onun tarafından Eregli valiligine getirildi. 1175 Şubatinda Malatya'ya döndü ve Barsuma manastirindaki papazlar ve şehirdeki dostlarinin yardımıyla geceleyin kaleye çikip Efridun'u öldürdü ve 15 Şubat 1175 tarihinde sehre hakim oldu. Nasireddin, Kiliç Arslan'a tabi olarak üç yıl hüküm sürdü. Nihayet 25 Ekim 1178'de Malatya'yi zapteden Kiliç Arslan, Danişmendliler'in bu subesini de ortadan kaldırdi. Nasireddin Muhammed Hisn-i Ziyad'a çekildi.

Danişmendliler'in yıkılmasından sonra Yagibasan'in üç oğlu Muzaffereddin Mahmud, Zahireddin Ili ve Bedreddin Yusuf, Selçuklular'in hizmetine girerek sinir boylarinda Rumlar'la savaşmislar ve I. Giyaseddinn Keyhüsrev'in ikinci defa tahta geçmesi için ugrasmislardir.

Kayseri Ulu Camii'nin 602 (1205) tarihli Kitabesi Muzaffereddin Mahmud'un adina tanzim edilmiştir. Caminin Emir Gazi'nin oğlu Muhammed tarafından yaptırildigi dikkate alinirsa Muzaffereddin Mahmud tarafından tamir ettirilmis olması muhtemeldir. Gülek Camii (Kayseri) üzerindeki Kitabede de kizi Atsiz Elti Hatun'un adi yeralmaktadir (Halil Edhem, Kayseriyye şehri Kitabeleri, s. 18, 33).

Niksar'da da Yagibasan'a ait bir Kitabenin mevcut olduğu bilinmektedir (Uzunçarsili Kitabeler, s. 58).

Anadolu'da kurulan beyliklerin en büyüklerinden biri olan Danişmendliler, Anadolu'nun Türklesmesi ve İslamlasmasi açisindan büyük hizmet ifa etmişler ve zaman zaman Anadolu'nun en kuvvetli devleti olan Selçuklular'i tahakküm altına almislardir. Haçlilar ve Rumlar'la yigitçe savaşan Danişmend Gazi, Emir Gazi ve Melik Muhammed Gazi, Türk milleti tarafından asirlarca saygiyla anilmislardir. Ancak Yagibasan'dan sonra isbaşına gelen ve birbirleriyle mücadele eden Danişmendli beyleri, Bizans'ın ve Atabeg Nureddin'in oyuncagi olmuş ve Türkiye Selçuklulari'na karşı bir koz olarak kullanilmistir.

Danişmendliler'in yikilisindan sonra bu hanedana bağlı muhtelif boylar, Anadolu'ya dagilmislar, bazılari da Rumeli'de yerlestirilmislerdir. Tokat müzesinde bulunan ve Karesi hanedanindan Kutlu Melek Hatun'a ait olan bir mezar tasinin sahidesinde yer alan ibarede Kutlu Melek'in nesebi Melik Danişmend Gazi'ye baglanmaktadir. (Uzunçarsili, Kitabeler, s. 43-44)

Ayrica Balikesir ve civarında Danişmend adina ve Danişmendli ululariina bağlı oymaklarin izlerine rastlanmaktadir. Örneğin Balikesir'in Balya ilçesine bağlı Danişmend adli bir Bucak bulunmaktadir. Rivayete göre Danişmendli beyliği'nin dagilmasi üzerine Balikesir civarına gelip yerlesen Kara Danişmend'in adina izafeten bir köye Danişmend adi verilmiştir. Yine Gönen ve Lapseki yakınlarında Danişmend adini tasiyan iki yerlesim merkezi daha vardır. Osmanlı Devleti'nin de 18 Nisan 1691 tarihli bir ferman ile halep-Adana arasında yasayan Danişmendli ulusuna tabi bir kişim halki Balikesir sancaginda iskan etmesi de ilgi çekicidir (Günal, Karesi beyliği (basilmamis doktora tezi), s. 22-23). Bugün bile Anadolu'da Danişmend, Danisman, Tanisman ve Yagibasan gibi köy adlari vardır. XVII. yüzyılın başlarında Karaman eyaletinde Danişmendli adli bir kaza vardi. bunların bir kismi XVII. yüzyıldaki Celaliisyanlarına katılmış, bu isyan sebebiyle Balikesir ve Ayaslug'a sürülmüslerdir. Burada da rahat durmayan Danişmendliler; Afyonkarahisar, Sandikli ve Keçiborlu'da mecburi iskAna tabi tutulmuslar bunu kabul etmeyenler ise Rakka'ya sürülmüslerdir.

1296-1360 yılları arasında Balikesir ve Çanakkale yöresinde hüküm sürmüş olan Karasıoğulları da muhtemelen Danişmend GAzi'nin ahfadı tarafından kurulmuştur.

Danişmendliler'den kendi adina para bastiran ilk hükümdar Danişmend (Gümüstekin) Gazi'dir. Gümüstekin Gazi'nin ve daha sonraki bazı hükümdarlarin paralarında Grekçe yazilar vardır ve basildiklari yerler belirtilmemistir. Danişmendli paralarında en dikkati çeken husus bir takım sikkelerin tamamen Hıristiyan simgeleri ihtiva etmeleridir.

6. MimariEserler:

Danişmendliler döneminde yapılan mimari eserlerden bazılari sunlardir: Kayseri Ulucamii, Niksar Ulucamii; Kayseri Kölük camii ve medreseleri, Amasya Halifet Gazi türbesi, Niksar Melik Gazi türbesi, Tokat Yagibasan Medresesi, Niksar Yagibasan medresesi.

Kaynak: Osmanlı tarihi

 

back

anasayfa