Çemişgezek BEYLİĞİ (MELKİŞİLER) DEVRİ ( 1202 - 1518 )

XIII. yüzyılın başlarına doğru, Doğu Anadolu'daki beyliklerin siyasi ve askeri güçleri zayıflamaya yüz tutmuştur. Anadolu Selçuklularının siyasi ve askeri kudreti ise gün geçtikçe artmaya başlamıştır. Bu arada Mısır'daki Eyyubi Devleti de Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki faaliyetlerini arttırmaya ve egemenliğini genişletmeye çalışmaktadır. Doğu Anadolu'daki Türk beyliklerinin bu durum karşısında iki güçlü Türk Devleti arasındaki çekişmeden faydalanarak siyasi varlıklarını sürdürmeye çabaladıkları görülmektedir. Onlar şartlara göre bazen Selçuklular, bazen de Eyyubiler tarafını tutuyorlardı 39 .

Ancak, bu denge siyaseti daha fazla devam edemedi. Anadolu'da Türk birliğini kurmak için harekete geçen I. Alaeddin Keykubad, beraberinde Esededdin Ayaz ve Mübarizeddin Çavlı olduğu halde, Malatya'ya gelmiş ve Diyarbekir Artuklu Emiri Mesud'a, ait olan Adıyaman, Kahta ve Çemişgezek kalelerini kuşatmıştır. Müdafaayı mümkün görmeyen Artuklu kuvvetleri teslim olmak zorunda kalmışlardır. (1226). Böylece, Çemişgezek''teki Artuklu egemenliği sona ermiştir 40 .

Öte yandan /. Alaeddin Keykubad'ın Çemişgezek'i kimden aldığı konusu fazla açık değildir. Kaynakların verdiği bilgilere bakılırsa 1226'da Çemişgezek, Diyarbekir Artuklu EmiriMesud'a aittir. Halbuki Şeref Han'ın ifadelerine göre Saltuklu hanedanından son hükümdar Melikşah, XIII. yüzyılın başlarında Çemişgezek'e gelerek buradaki 32 kale ve 16 nahiyeyi ele geçirerek bir beylik kurmuştur. Şerefname'deki bilgelere nazaran, 1162/556 yılında Saltuklular'ın başında bulunan Emir Salik(Saltuk) bin Ali bin Kasım, Gürcüler'e esir düşmüş ve kendisini bu sırada Sah-ı Ermen'in karısı olan kız kardeşi kurtarmıştır. Ondan sonra Melik Muhammed Saltuklu hükümdarı olmuş, onun ölümünden sonra ise beylik Cakdaş adlı birine kalmıştır. Cakdaş'ın ölümünden sonra yerine Melikşah bin Muhammed geçmiştir. Melikşah, başına buyruk hareket edip, istiklal davası güttüğü için 1202/598 yılında Selçuklu Sultanı II. Süleyman Şah tarafından öldürülmüştür. Çemişgezek hakimlerinin de Melikşah'ın soyundan gelmiş olmaları muhtemeldir 41 .

Faruk Sümer, Şeref Han'ın bu bilgileri Gaffarı*'den aldığını ancak Gaffari'nin .,: eserinde(CihAn-ArA) Cakdaş adına rastlanmadığını, bununla kastedilenin Melikşah olduğunu belirtmektedir. Ayrıca yazar, Süleyman Şahın Gürcistan seferine giderken, Melikşah'ın hükümdarlığına son vermekle beraber, onu öldürttüğüne dair bir şey söylememektedir' 12 .

Osman Turan ise, Süleyman Şah'ın Saltuklu Beyliğini ortadan kaldırdığı sırada Saltuklu hükümdarının Melikşah değil, Nasıreddin Muhammed olduğunu kaydetmektedir. Ona göre, son Saltuklu hükümdarı olan Nasıreddin Muhammed'in oğlu olan Melikşah, Çemişgezek'e çekilerek orada bir beylik kurmuştur 43 .

Bu durumda Melikşah'ın Çemişgezek'e gelişi 1202'den sonradır. Ancak, Sultan Alaeddin Keykubad'ın, kaynakların ifadesine göre, 1226 yılında Çemişgezek'i Artuklular'dan aldığı şeklindeki bilgiyi de göz önüne alırsak burada bir çelişki ortaya çıkmaktadır. Muhtemelen Melikşah'ın Çemişgezek'teki egemenliği kesintiye uğratmıştır. Belki de o, Artuklular'ın yüksek egemenliğini kabul ederek hüküm sürüyordu. Netice itibariyle bu konuda kesin bir şey söylemek mümkün görünmemektedir. Ancak, yine de Şeref Han'ın ifadelerine göre Çemişgezek Beyleri, Cengiz Han, Timurlenk ve oğlu Şahruh Mirza ile Türkmen Kara Yusuf zamanlarında dahi bölgeyi ellerinde tutmayı başarmışlardır. Yine Şeref Han'a göre Melikşah'a mensup olanlara Kürüler arasında Melikiş veya Melkişidenilmektedir. Çemişgezek hakimlerinin adları da onların Türk kavminin torunları ve soyundan olduklarım göstermektedir. Çünkü, onların adları Arapların ve Kürdlerin adlarına benzememektedir 44 .

Diğer taraftan Şeref Han'ın ifadesinin hilafına, Çemişgezek Beylerinin zaman zaman topraklarını kaybettikleri de anlaşılmaktadır. Örneğin, Mutahharten, 1379 yılında Erzincan Emiri olur olmaz Erzurum, Çemişgezek, İspir, Bayburt, Tercan, Kemah ve Şebinkarahisar'ı idaresi altına almıştır 45 . Keza XV. yüzyılın başlarında Akkoyunlu Devleti'nin kurucusu olan Kara Yülük Osman Bey, Çemişgezek'i Emir Yelman oğlu Şeyh Hasan'dan almıştır. Karakoyunlu hükümdarı İskender Mirza, babası Kara Yusuf un ölümünden sonra, mücadeleye atıldığı zaman, 1422 yılında SökmenabAd'a geldiğinde, yanında Çemişgezek hakimi Şeyh Hasan da bulunuyordu. Şeyh Hasan, İskender Mirza'dan Akkoyunlu Beyi Kara Yülük tarafından elinden alınmış olan topraklarının geri alınmasını istemekteydi 46 .

Şeref Han da Uzun Hasan'ın Karakoyunlular ile işbirliği yapmışı olan Kürdistan Beyleri meyanında Çemişgezek Beyi Şeyh Hasan'ı da ortadan kaldırmaya çalıştığını kaydetmektedir. Nitekim bunun için Uzun Hasan, Karakoyunlu aşiretinin güçlü kollarından biri olan Harbendelü aşiretini Şeyh Hasan'ın üzerine yollamıştır. Harbendelüler, Çemişgezek ve çevresini işgal etmişlerse de bir süre sonra Şeyh Hasan, beyliği topraklarını geri almayı başarmış ve Harbendelüleri 1 Çemişgezek'ten kovmuştur 47 .

Öte yandan Akkoyunlu hükümdarı Kura Yülük Osman Beyin Çemişgezek'i Emir Şeyh Hasan'dan 1420'li yıllarda aldığı göz önüne alınırsa, onun beyliği uzun sürmüş demektir. Çünkü, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Kara Yülük'ün 1435'te ölümünden bir müddet sonra kardeşleriyle mücadele etmiş 18 ve ancak 1454'lerde Akkoyunlu birliğini kurmayı başarmıştır. Uzun Hasan'ın 1460 yılında Osmanlıların elinde bulunan Koyulhisar kalesini zabıt ve Amasya-Tokat civarını yağma etirdikden sonra, Fatihin bu bölgeye kadar bizzat gelerek topraklarını geri alması üzerine, Çemişgezek Beyi Şeyh Hasan ile annesi Saray Hatun'u Trabzon üzerine yürümekte olan Fatih'e elçi olarak gönderdiğinden bahsolunduğuna göre 49 , Şeyh Hasan'ın beyliği müddetinin 40 yılı aştığı anlaşılır. Ayrıca, bu ifadeye nazaran, Uzun Hasan'ın Şeyh Hasan'la mücadele edip, onu ortadan kaldırmak yerine, tabiyeti altına alarak iyi ilişkiler kurduğu ortaya çıkmaktadır.

Harput Yolları'nda adlı güzel bir eser yazmış olan İshak Sunguroğlu, kaynak göstermeden Emir Şeyh Hasan'ın babasının Alaeddin Davud Şah olduğunu belirtmektedir. Ona göre Emir Şeyh Hasan 1473 yılından önce hükümetini .Erzincan'dan Çemişgezek'e nakletmiş Uzun Hasan'la mücadele ve harp ederek onu mağlup etmiş ve namına Çemişgezek'te para bastırmıştır. Onun mezarı da Çemişgezek'in Tekye mahallesinde, Harput yolu üzerindeki bir türbenin içindedir. Boyunun uzunluğu dolayısıyla halk arasında buna Uzun Hasan Türbesi denmektedir 80 . Ne var ki, adı geçen türbenin yapılış tarihinin 1572-73/980 olduğu belirtil -inektedir 51 . Şayet tarih yanlış okunmamışsa bu durumda türbenin Emir Şeyh Hasan'a. ait olması mümkün görünmemektedir. Öte yandan Baskife bağlı Şeyh Hasan köyündeki türbede yatan zatın da adı geçen Emir Şeyh Hasan olabileceği ileri sürülmüştür 62 .

Şerefname'de, Şeyh Hasan'dan sonra beyliğin başına Söhrab Bey'in geçtiği ve bir süre hüküm sürdüğü belirtilmektedir. Fakat, hakkında tafsilat verilmemektedir. Onunla ilgili olarak diğer kaynaklarda da başkaca bir bilgi yer almamaktadır. Ancak onun beyliğinin kısa sürmüş olduğunu tahmin ediyoruz. Çünkü babası Şeyh Hasan'dan faaliyetleri dolayısıyla sık sık bahsedilmesine rağmen Söhrab Bey'den söz edilmemektedir.

Söhrab Bey'den sonra yerine oğlu Hacı Rüstem Bey'in geçtiğini biliyoruz. Rüstem Bey hakkında daha etraflıca malumat edinmek mümkün olmaktadır. Şeref Han, onun zamanında Şah İsmail'in ortaya çıktığını ve Kızılbaş beylerinden Nur Ali Halife'yiÇemişgezek vilayetini istilaya gönderdiğini, Hacı Rüstem Bey in çatışmasız topraklarını ona terk ederek, Şah İsmail'in sarayına gidip, kendisine itaatini arz ettiğini ve Şah'ın da kendisini hilalle taltif ederek Irak'ta bir yere tayin ettiğini kaydetmektedir.

Bu arada Nur Ali Halife'nin 54 Çemişgezek halkına baskı yapmaya ve Melkişi denilen Çemişgezek Beyleri sülalesinden büyük bir topluluğu öldürmeye başladığı görülmektedir. Fakat, bu durum derhal halkın tepkişine yol açmış ve Irak'ta bulunan Hacı Rüstem Bey 1 e haber gönderilerek ayaklanmanın başına geçmesi istenmiştir. Ancak, tam bu sırada Şah İsmail, Çaldİran'da Yavuz Sultan Selim'i karşılamaya hazırlanmaktadır.

Çemişgezek'in Osmanlı egemenliğine Girişi

Rüstem Bey, Çaldİran'da Şah İsmail'in saflarında Osmanlılara, karşı savaşa katılmıştır. Ancak zafer Osmanlılar tarafından kazanılıp, Yavuz, Tebriz üzerine yürüyünce, Rüstem Beyde Yavuz Sultan Selim'e sığınıp, itaatini arz etmekten başka çare bulamamıştır. Zaten Çemişgezek Beyleri'nin baştan beri takip ettikleri siyaset de daima bölgede güçlü olan devletlerin yüksek egemenliğini kabul etmek şeklinde olmuştu. Fakat bu defa Rüstem Bey, yanlış ata oynamış, hatalı tercih yapmış, tuttuğu taraf savaşı kaybetmişti.

Tebriz yolundaki Osmanlı ordusuna, Merend'e bağlı Yam denilen yerde ulaşan Rüstem Bey, itaatini arz etmek istemişse de, Yavuz, onun ve ailesi ileri gelenlerinden 40 kişinin öldürülmesi emrini vermiştir 56 .

Şeref Han, Yavuz'un Rüstem Bey'i Öldürtmesinin sebebi olarak, Fatih Sultan Mehmedin Otlukbeli seferi sırasında, Kemah üzerine yürüdüğünde, kale muhafızlarının kaleyi teslim etmek istediği halde, Rüstem Bey'in buna engel olmasını gösteriyor. Bu sırada Yavuz'un yanında bulunan Akkoyunlu ümerasından Ferruhşad Beğ 6 bu hususu Sultan Selim'e anlatmıştır ki 57 bunda Akkoyunlular ile Çemişgezek Beyleri arasında Kara Yülük Osman Bey zamanlarına kadar uzanan düşmanlığın izlerini bulmak mümkündür. Fakat, Şeref Han'ın ifadelerinin hilafına, Rüstem Beyin öldürülmesinde, onun Şah İsmail ordusu saflarında Osmanlı kuvvetlerine karşı savaşmış olmasını Yavuz'un affedememesinin de payı olduğunu zannediyoruz. Nitekim, Hoca Sadeddin Efendide Kemah kalesi meselesinden hiç bahsetmemektedir 58 .

Hacı Rüstem Bey'in öldürülmesinden sonra oğlu Pir Hüseyin Bey, ne yapacağı konusunda bir tereddüt geçirdikten sonra Mısır Memlukleri'ne sığınmak üzen hareket etmiş, Malatya 'dan geçerken, buranın Memlukler tarafından tayin edilmiş olan valisi Mamala ne yapması gerektiği konusunda akıl danışmıştır. Mamay Memlukler'in çöküş içerisinde bulunduğunu, oysa Osmanlıların kudret ve azametlerinin gün geçtikçe artmakta olduğunu söyleyerek Yavuz Selim'in huzuruna çıkmasını tavsiye etmiştir. Bunun üzerine Pir Hüseyin Bey, bu sırada Amasya'da bulunan Sultan Selim'in huzuruna çıkarak itaatini arz etmiştir. Yavuz da rivayete göre, ona babasını öldürten bir hükümdarın karşısına çıkma cesaretini gösterdiğinden dolayı hayran kalmış ve Çemişgezek Beyliğini kendisine tevcih etmiştir.

Öte yandan Yavuz Selim'in, Pir Hüseyin Bey'in itaatini kabul edip, ona Çemişgezek Beyliğini vermesinin sebebi, onun cesaretine olan hayranlığından çok o sırada Güneydoğu Anadolu'da faaliyet gösteren Safevi komutanı Üstadı Karahan'a. karşı takip edilen ve bölgedeki Kürd Beylerini Osmanlı yönetimine bağlamak amacı taşıyan siyasetinin yürürlüğe konmuş olmasıdır. Bu siyasetin fikir babası ve uygulayıcısı ise İdris-i Bitlisi'dir.

Atalarının ülkesi kendisine tevcih edilmesi üzerine derhal harekete geçen Pir Hüseyin Bey, beyliği topraklarını Safeviler'in işgalinden kurtarmak için çalışmalara: , girişmiştir. Bu sırada Çemişgezek, Şah İsmail'in adamlarından Nur Ali Halife'nin elinde bulunuyordu. Sultan Selim, Bıyıklı Mehmed Paşa'yı da Çemişgezek'in Safeviler'den temizlenmesi için görevlendirmişti. Nitekim, kuvvetleriyle Safevileı üzerine yürüyen Bıyıklı, Ovacık civarındaki Tekir yaylağı denilen mevkide yapılan savaşta Nur Ali Halife kuvvetlerini bozguna uğratmıştır (Haziran 1515) 80 . Bir diğer kaynağa göre Bıyıklı Mehmed Paşa, Nur Ali Halife'nin Mehmed bin Aykııtoğhı Yusuf Varsalc ve daha başka birkaç beyle ittifak ederek, Çemişgezek beyi Pir Hüseyin Bey'in üzerine Harput yolundan Ovacık'a yürüyeceği haberini aldı. Bunun üzerine, vilayet askeri ile Erzincan'da Rumsaray'dan hareket eden Bıyıklı, bazı Kürd beylerinin de ittifakını sağlayarak Harput civarındaki Göksu kenarında Safevi kuvvetlerini yendi ve Nur Ali Halife'yi öldürttü. (7 Cemaziyelönce 921/19 Haziran 1515) 61 . Şah İsmail'in bölgedeki önemli komutanlarından biri olan Nur Ali, Halife'nin ortadan kalkması ile Kiğı, Çat mıntıkası, Aşkale ve Kopdağı'nn kesin olarak Osmanlı egemenliğine girdi 62 .

Şeref Han ise, Pir Hüseyin Beyin Bıyıklı Mehmed Paşa kuvvetlerini be den, kendi aşIreüerinden derlediği kuvvetlerle Nur Ali Halife'yi adı geçeri yendiğini kaydetmektedir 88 .

Her ne olursa olsun, bu savaştan sonra Pir Hüseyin Bey, beyliği toprak. sahip olmuştur. O, Güneydoğu Anadolu'nun Osmanlı egemenliğine girm önemli yer işgal eden ve Bıyıklı Mehmed Paşa'nm kumanda ettiği Osmanlı ı ile Ustaclu Karaharim kumanda ettiği Safevi kuvvetleri arasında cereyat Dede-Kargın (Eski Koçhisar yakınlarında) savaşına da katılmıştır 64 .

41 Şereflisin, Şenfnfım, (Mehmet Emin Bozarslan çevirisi), istanbul 1971, c.I, s.188-189; ayrıca, ilgili kısmın başka bir çevirisi için Faruk Sümer, Saltuklular, Selçuklu Araştırmalım Dergisi, Ankara 1971, .428.

* F. Sümer, aynı makale, s. 422.

43 Tnrın H™ A'iın/lııhıTiM l)n

44 Şerefhan, aynı w, s.188-89,

w Ebu Bekri Tihrsuıi, Kitnln üiyarbokriyya, (N.Lugiil-F.Sümer neşri), Ankara 1969,1, s.35. 40 F. Sümer, Kamkoyıtnlulnr, l, Ankara 1967, s.124; bir başka kaynakta Kara Yülük Oa/nsm Beyin Pir Hilstyin %'deıı aldığı kaydedilmektedir. (M.Halil Yuıanç, Akkoyunlular, M, l, s.258).

Bu bÜRİvi doğrulayarak başka bir veriyr sahip değ-iliz. Şevli Ha/an ad\ /Msnrir/'le karıştırılmış olabileceği

48 Ymmıç, Akkoyunlular, 5.259.

49 V. Minorsky, Uzun Hasan, M, XIII, §.92,

5 0 İshak Sungurofkı, Harput Yollnnnda, I, istanbul 1958, s.135. dipnot 1.

5 1 Metin Sözen, Çemişgezek'de Türk Eserleri ve Yelmaniye Camisi, Sami Tarihi Yıllığı, sayı IV, (1970-71 ),s.30.

54 Bugün Elazığ'ın köyleri arasında Nur AH adını taşıyan bir köy bulunmaktadır. Oysa bu adla bir köye XVI. yüzyıldaki Harput tahrirlerinde zikr edilmemektedir, bkz. Ünal, Hınput Smeoğt, s.232-239.

55 Şeref Hn, .191-192.

58 Hoca Sadeddin Efendi, Tac&'t-tevArih, II, İstanbul 1279, s.279, Hoca Sadeddin Efendi, Küsüm Dr ile birlikçe öldürülenlerin ISO kişi olduğunu kaydediyor. 99 Şeref Han, s.192. 60 F.Sümer, Safevi Dnıltti'nin Kumlusu ve GtKtmaiıtde Anadolu Türklmnin Rain. Ankara 1976, s.39.

fil HıvHır CYI.-hi RımıArnesi'ndr Nur Ali Halifr'niıı tmının 24 Trmnuı? 1515/12 Crma/ivı-lAli

8i Çağatay Uluçay, Yavuz Sultan Seli Nasıl Padişah Oldu, Torth Dergisi, VII/10, (1954) not 28.

Kaynak: Xvi. Yüzyılda Çemişgezek Sancağı Prof. Dr. Mehmet Ali Ünal Ankara 1999

 

İdari tarih

 

 

ÇEMİŞGEZEK SANCAĞINDA AŞİRETLER VE CEMAATLER (1518-1566)

 

 

Türk BEYLİKLERİ

back

anasayfa