HELLENİSTİK DÖNEM(MÖ.330-30)

 

“Hellen” ve “Hellenistik” terimleri geniş ölçüde basmakalıptır ve kullanılışlarının saptanması gerekir.MÖ.1.binin ilk yüzyılları da Hellas’ta doğan uygarlık,eski kültürün(Minos) üzerine kuzeyden dalgalar halinde gelen yeni öğelerin eklenmesinin sonucuydu.Yine 4.yüzyılın sonun da Makedonya’nın yaptığı fetihten sonra bazı Hellen kentleri birtakım zaferler elde etse de yaşamsal bir şeyler yitirdi.Hellen kültürünün bundan sonraki yüzyıllarda rastlanan değişmiş biçimine basmakalıp olarak Hellenistik adı verilir.

Helenistik devir ile Büyük İskender’den sonra gelen kültür devri anlaşılır.Bu devir İskender’-in Pers  kralını yendikten sonra bizzat Pers kralı olduğu MÖ.330 yılında başlar.

Büyük İskender Devleti;II.Philippos ile Olympias’ın oğlu olan İskender II.Philippos’un öldürülmesinin ardından (MÖ.336) komutanlarca kral ilan edildi.Öncelikle bütün olası hasım ve rakiplerini öldürttü.Babasının sağlığında Asya seferlerini gerçekleştirmek üzere oluşturu-lan ,Korinthos’taki Hellen Birliği synhedrion’unda (meclis) bu birliğin hegemom’u ve başkomutanı seçildi.Delphoi üzerinden Makedonya’ya dönerken MÖ.335 ilk baharında Trakya’ya girdi.Şipka Geçit’ini aşarak triballileri ezdikten sonra Tuna’nın öbür yakasına geçerek Getaları dağıttı.Ardından batıya dönerek Makedonya’yı istila etmiş olan İllyrialıları yendi.Bu sırada öldüğüne ilişkin söylentiler üzerine Thebai ve Atina’da ayaklanma patlak verdi.Bu ayaklanmanın ardında hem yeni Pers kralı III.Dareios ‘un mali desteği, hem de Demosthenes’in çabaları yatıyordu.Yunanistan’a giren İskender, tapınaklar ve şair Pindaros’un evi dışında bütün Thebai’yi yerle bir etti.yaklaşık altı bin kişinin öldrüldüğü sağ kalanların köle olarak satıldığı bu sindirme hareketi sonunda bütün Yunan devletleri Makedonya üstünlüğüne boyun eğdi.

Asya’nın fethi:Tahta çıkışından beri Pers İmparatorluğu’nu ele geçirmeyi tasarlayan Büyük İskender sefer hazırlıklarına başladı .Pers ordularıyla ilk kez Granikos Çarpışması’nda karşı karşıya geldi bu çarpışmada elde ettiği zafer ona Batı Anadolu’nun kapılarını açtı .Miletos ve Halikarnassos kentlerinin direnişini kırarak yöneticilerini teslim olmaya zorladı.

MÖ.334-333 kışında Batı Anadolu’nun fethini tamamladıktan sonra , MÖ 333 ilkbaharında Akdeniz kıyı yolunu izleyerek Perge ‘ye ulaştı.Söylenceye göre Frigya’dan geçerken Asya’ya hükmedecek kişinin çözebileceğine inanılan Gordion düğümünü kesti.Gordion ‘dan Ankyra’ra yöneldi, oradanda Kappadokia ve Kilikya Kapıları üzerinden güneye indi.Pinaros Çayı kıyısında III.Dareios ile karşılaştı .Bunu izleyen İssos Çarpışması (MÖ333) sonunda Dareios kesin bir yenilgiye uğradı.

İskender bu zaferden sonra Suriye ve Fenike’ye doğru ilerledi .Amacı Pers donanmasını üssüz bırakmak ve etkisizleştirmekti.Dareios’nun barış önerisine karşı kendisini Asya’nın efendisi olarak tanınmasını ve koşulsuz teslim olmasını istedi.Başlangıçta Pers kentlerini kolayca ele geçirmesine karşın Tyros sert bir direnişle kerşılaştı.Kent yedi ay boyunca başarıyla saldırılara karşı koydu..Tyros şiddetli saldırılara daha fazla direnemeyerek MÖ.332 de düştü.İskenderin en büyük başarısı sayılır.MÖ.332 de Mısar’a girdi, günümüzde İskenderiye olarak anılan Alexandreia kentini kurdurdu .

Mısır’ın fethiyle doğu Akdenizde kesin denetimi sağlayan İskender,MÖ.331 ilkbaharında Mezopotamya’ya ilerledi,Babil’i aldı ,Zagros Dağlarını aşarak İran içlerine yöneldi.Pers topraklarını içine alan yeni bir İmparatorluk kurmayı ve “Asya’nın Efendisi” olmayı amaçlayan İskender , daha doğudaki toprakları ele geçirmeye yönelik yeni bir sefer başlattı.

Kısa sürede Hazar kıyılarına oradan da Afganistan içlerine ulaştı.Bu fetihler sırasında Makedonyalı ve Pers bileşimine dayalı yeni bir sistem oluşturduğundan , eski komutanlarıyla baş gösteren anlaşmazlıkları giderek derinleşti. Kendisine suikast.girişimiyle suçladığı Parmenion’la oğlunu ortadan kaldırarak ordusunu yeni baştan düzenledi.Davranışlarıyla giderek bir doğu despotuna dönüşen İskender,Pers hükümdarları gibi giyinmeye ve proskynesis(hükümdar karşısında yere kapanarak selamlama)uygulaması gibi Pers geleneklerini benimsemeye başladı.bu arada Baktriene prenseslerinden Roksane ile evlendi.

Hindistan’ın fethi:MÖ.326 baharında İndus Irmağı yakınındaki Taksila’ya girdi.Aleksandria Nikaia kentini kurdu.MÖAğustos 325’te İndus Deltasının ağzındaki Patala’ya vardı.Burada bir tersane ve liman yaptırdı. Hindistan ile deniz bağlantısını sağlamak için Arabistan kıyılarına  yönelik  bir  sefer için hazırlıklara başladı.Babil’de sulama kanalları yaptırmayı ve İran Körfezi kıyılarında yeni kentler kurmayı  planladığı bir sırada,  hastalandı ve on gün sonrada  33  yaşındayken  öldü. İskender’in ölümünden  sonra  birçoğu satraplık görevinde  bulunan   komutanlar kendi egemenlik alanlarını kurmak amacıyla uzun bir mücadeleye giriştiler.kırk yılı aşkın bir süre boyunca (MÖ 323-280)iktidar  ve topraklar sık sık el değiştirdi.bu çatışmalar sonucunda yeni bir monarşik yönetim biçimi ile  bürokratik bir devlet yapısının,ortak dil Yunanca kültürel bakımdan birleştirdiği çok sayıda halkı kapsayan yeni bir uygarlığın temelleri atıldı.Hellenistik Dönem’in başlıca üç egemenlik odağı,Yunanistan’ın kuzeyindeki Makedonlar,Filistin ve Anadolu’dan İran’a kadar egemen olan Selevkoslar ve merkezi Mısır’da bulunan Ptolemaioslardı.Bu güçler arasında sürekli bir güç dengesi kurulmuştu.Zaman zaman görülen savaşlar ve dış politika çatışmaları ,özellikle Suriye sınırları Küçük Asya ve Ege üzerinde yoğunlaştı.Yunanistan’da MÖ.3.yüzyılda iki birlik ortaya çıktı:Orta ve Kuzey Yunanistan’da Aitolia,Sparta ve Elis dışında tüm Peloponnesos’ta Akhaia. Bu iki birlik birbirine karşı gitgide güçlendikçe Makedonya’nın konumu zayıfladı.

Helenistik krallıkların çöküşü MÖ.3.yüzyılın sonlarında başladı;MÖ.160’larda hızlandı.Illyrialı korsanları yenilgiye uğratan Roma,Adriya Denizinde egemenliği ele geçirirken Makedonya’nın da komşusu oldu.Art arda gelen savaşlar (MÖ.214-205,200-196,171-168,149-148)SONUNDA Makedonya ve Yunanistan’ı topraklarına kattı.Bu dönemde Selevkoslar da yitirdikleri topraklar ve bağımlı halkların ayrılması yüzünden küçülmüştü.Selevkos Krallığı Mezopotamya ve Suriye ile ancak zayıf bir denetim altında tutulabilen doğudaki yedi “yukarı eyaletten “ibaret kalmıştı.Karadeniz’in güney kıyısında güçlenmekte olan Pontus,VI.Mithradates Eupator’un yönetiminde gitgide büyüyen bir tehlike durumundaydı.Roma’nın harekete geçmesiyle üç Mithradates Savaşı’ndan sonra (MÖ.88-85,83-82,74-63)Selevkoslar ortadan kalktı.Suriye ve Bithynia Roma eyaleti oldular,Armenia, Kommagene ,Kappodokia ve öbür bölgelerde d İmparatora bağlı kaldılar.

Ptolemaioslar egemenliğindeki Mısır da bu duruma boyun eğerek topraklarını birer birer Roma’ya bıraktı.Hellenistik Dönem’in soın perdesi ,Mısır’ın Octavianus(sonradan Augustus)ve Marcus Antonius arasındaki iç savaşa sürüklenmesiyle noktalandı.Antonius ve Kleopatra’nın ölümünden sonra Mısır, Roma İmparatorluğu’nun eyaletleri arasına katıldı (M.Ö. 30).

 

 

back

anasayfa