ÇEMİŞGEZEK ADI VE TARİHÇESİ

Hititler zamanda Çemişgezek çevresine İŞUVA ,

Asur kaynaklarında Urartular öncesi devirde ise ZUHMA

Urartular döneminde TAMİŞKİŞ ,

Urartular Çemişgezek- Harput yöresine de " Süpani " diyorlardı.

Part Krallığı ve Persler devirde ise Çemişgezek- Harput yöresine Sop hane

Roma döneminde Hieroplis olarak bilinen Çemişgezek,

Bizans İmparatorluğu zamanında TSİMİSCA olarak değişmiştir.

Bizans İmparatoru İoannes Tzimitshes (John I Tzimisces)(Greek: Ioannes "Tzimisces" Kourkouas, written Ιωάννης "Τζιμισκής" Κουρκούας), burada( Hieroplis) doğduğundan, kasaba ve kale adını bu kişiden almıştır. ( yada bu kişi ismini şehirden almıştır. Çemişgezekli İonnes gibi.)

19 yy batılı kaynaklarda Çemişgezek( Tschimch gezek )

19.yy Ermeni kaynaklarında latin harfleriyle Tchemesh-Getzak olarak yazılmaktaydı. (Tch=ç , sh=ş sesi verir.)

Hem Minorsky, hem de Mükrimin Halil Yinanç, Çemişgezek sözcüğünün Türkçe kökenli olduğunu belirtmektedirler.

Bkz. :

1) Yinanç, Türkiye Tarihi, Selçuklular Dönemi, Ist. 1944;

2) Minorsky, İslAm Ansiklopedisi, Kürtler maddesi, Sh: 1102-1109.

Çemişkezek,Cemisgesek,Çemişgezek,Çemişgesek,Çemiçgezek,Cemicgezek,Cemiskezek

 

Çemişgezek ADININ TARİHCESİ

Çemişgezek, ortaçaglarda bölge tarihinde önde gelen bir rol oynamistir.

Nitekim uzun bir dönem boyunca bölge coğrafyasi Çemişgezek adıyla bilindi.

Bu kentin antik çaglarda da benzer bir önem tasidigini düşündüren isaretler vardır.

Gazeteci Naşit Uluğ, Tunceli Medeniyete Açiliyor adli Kitabinda, bölge içindeki en eski sitelerin Çemişgezek, Pertek ve Sagman merkezlerinde kurulduklari görüsündedir.

O’na göre üçü de tarih-öncesi çaglarda kurulmuş olan bu sitelerin en eskişi Tagar Deresi üzerindeki Çemişgezek Kalesi’dir.

 Bu kalenin etrafinda kurulan Çemişgezek kenti Ulug’a göre bölgenin en ilk sitesidir.

Halkın Tuharlar(Tagarlar) olduğunu söyleyen Ulug, Tagar adini Tuhar olarak yorumlamakta ve buradan hareketle Çemişgezek sitesinin OrtAsya’dan gelen Tuharlar tarafından kuruldugunu düsünmektedir.

Çemişgezek’in Pulur (Sakyol) köyü civarında 1960’larin sonunda yapılan kazilarda tarimin kesfedildigi Yeni Tas Çagi’na ait bulgularin yanisira tunçtan yapilmis aletlere ve esyalara rastlandi.

Pulur Höyügü, Erken Tunç (Bronz) Çagi’na ait bir kültürün temsilcisi olarak tanimlaniyor.

Çemiskezek adinin orijini henüz saptanabilmis değil.

1473 yılında Erzincan’dan Malatya’ya giderken  Çemişgezek’ten geçen Akkoyunlu Uzun Hasan’in elçisi Joseph Barbaro’nun gezi notlarinin editörü, Taylor’un aktardigina göre, bu adin Cimis ve Casseg sözcüklerinin bir kombinasyonu olduğunu düsünüyordu.

1866’da Dersim’de bir gezi yapan Erzurum’un Britanya konsolosu J. G. Taylor, Çemişgezek adinin bu şekilde bölünmesinin yanlis olduğuna inandi.

(Bk. Taylor, a.g.y., JRGS, cilt 38, Türkçe çevirisi için bk. Dis Kaynaklarda Kirmanclar-Kizilbaslar ve Zazalar, Desmala Sure Yayinlari, s. 18-27).

Çemiskezek’in eski Hierapolis kenti olduğunu söyleyen Ermeni kaynakları, daha çok Tchimish-Gadzak (Taylor’a göre bu ifade Çemis’in Doğum Yeri demektir) adıyla bildikleri bu kentin adinin Bizans tarihinin kahramansal figürlerinden biri olan ünlü Bizans generali ve İmparatoru Çemişgezek’li John I Tzimisces (M.S. 969-976)’in adindan/soyadindan geldigini ve Tzimisces’in Kenti anlamli olduğunu kaydederler.

Dagar (Tagar) Suyu havzasinda bazı antik tas-odalarin varligina isaret eden M. Seel’in A Journey In Dersim (1911) adli gezi notlarinda aktardigi bir gelenege göre de, Bizans generali ve İmparatoru Çemis bir keresinde buraya siginmis ve kente onun adi verilmiştir. M. Seel, aktardigi gelenekle uyumlu olarak Çemişgezek adinin Çemis’in sığındıgi Delikler anlamina geldigini yazmaktadir.

Ermeni orijinli olduğu söylenen bu İmparatorun adi kaynaklarda Chimishk (Yunanca’da Tsimisc), Chimishkik, Tsimisces, Zimiskes, Zimisces (Bk. Gibon), Tzimiskes, Shimishkik (Bk. E. Honigmann), Jan (Hovannes) ve sair gibi degisik şekillerde yazilmaktadir.

Ermeniler onu Kiwrzhan (Lord John, Kir Jan) olarak da adlandirir.

Kiwr (Kyr, Kir), efendi/soylu demektir.

Tsimisces’in kendisinden önceki Bizans İmparatoru ve Focas (Phocas) aşiretinin reisi Nicephorus II Phocas (963-969)’in akrabasi olduğuna isaret edilir.

Ermeni rahip Urfali Matthew (ölm. 1144?), kendi kroniginde 969-970 yılı altında bir Çemişgezek’li olduğunu söyledigi John Tzimisces (Ermenice’de Hohannes Ch’mshkik)’in kısa bir hayat öyküsünü anlatir.

O’nun kaydina göre, 969/970 yılında hapishane olarak kullanilan bir adada ölüm cezasindan hapis yatmakta olan Tzimiskes, Bizans İmparatoru Romanus II’nin dul karısı İmparatoriçe Theophano tarafından gizlice İstanbul (Bizans)’a getirtilir. Tzimiskes’le evlenmeye ve onu İmparator yapmaya karar veren bu kraliçe, Tzimisces’i kullanarak ikinci kocasi olan o tarihteki İmparator Phocas’i öldürtür. Böylece bir saray darbesi/komplosu ile Tzimisces oturur Bizans tahtına.

Isledigi cinayetten pismanlik duyan Tzimisces, kendisiyle isbirligi yapan kraliçenin ilk kocasi Romanus’tan olma iki oğlu Basil ve Constantine’yi Handzit bölgesindeki Vasakavan’a gönderip onları koruma altına alir. Çünkü kraliçenin onları da öldürtebileceginden kuskulanir

(Bk. Armenia And The Crusades Tenth To Twelfth Centuries, The Chronicle Of Matthew Of Edessa, Ing.’ye çev. Ara Edmond Dostourian, 1993, Armenian Heritage Series).

Handzit ve Vasakavan adli yerlerin ikişi de Dersim ve çevresindedirler. Handzit (Anzitene), Bizans yazarlarinda Chanzit olarak geçer. Bu adin Chanzit sekli Çan (Tzan) adini hatirlatir.

Matthew’in yazdigina göre sonraları Basil’i tahta çikartan Tzimiskes’tir.

Urfali kronikçi 972-973 yılı altında Tzimisces’in Bizans’in Doğu generali olarak atadigi Melias (Ermenice’de Mleh) adli birinden de sözeder. Bu ada bakilirsa onun Mil (Milan) aşiretinden bir Dersimli olduğu anlasilmaktadir. Bu ad bazı nüshalarda Damyaligos Mileh veya Mileh Demeslikos olarak geçmektedir.

Bizans İmparatoru Tzimisces gibi, Melias ve daha niceleri kaynaklarda Bizansli (Rum, Romali) ve Ermeni olarak tanimlanirlar.

Mark Sykes, The Caliphs’ Last Heritage - A Short History Of The Turkish Empire (1915) adli eserinde bizzat ziyaret ettiği Çemis-Gezek’in antik adinin Jemshidabad olduğunun söylendigini aktarmaktadir (Bk. Sykes, a.g.e., s. 368-370).

Sykes’in kaydettiği ad Cemsitabad (Cemsit-abad) olarak okunmali.

Cemsit, İran ulusal efsanesinin en önemli figürlerinden birinin de adidir. Medler’le iliskilendirilen efsanevi Pisdadiler’in krallarindan biridir. Cemsit adinin son kismi olan –sid, Hursit (Günes) adinda da karşılaştığımiz bir ünvandir. Adin asli Cem (Jam)’dir. Çemis adi da –is soneki almis Cem’den gelebilir. Bu adlari Çan, Sim veya Sem okumak da mümkün.

Urfali Matthew, 972-973 yılı altinda, Bizans İmparatoru Tzimisces’in Çemişgezek’li olduğunu kaydederek, kendi zamanında (M.S. 11./12. yüzyil) Ch’mshkatsakk (Çemişgezek) adıyla bilinen bölgenin daha eski tarihlerde Khozan adini tasidigini belirtir.

 

John I Tzimisces        

John I, last name Kourkouas and surnamed Tzimisces (Greek: Ioannes "Tzimisces" Kourkouas, written Ιωάννης "Τζιμισκής" Κουρκούας), lived c. 925 - January 10, 976 and was Byzantine emperor from December 11, 969 to January 10, 976.

He was born c. 925 to a father belonging to the Kourkouas family and to a mother belonging to the Phocas family. Both were distinguished Cappadocian families, believed to be of Armenian origin, and among the most prominent of the emerging military aristocracy of Asia Minor. Several of their members had served as prominent army generals, including the brother of John's mother, Nicephorus Phocas.

Contemporary sources describe John as a rather short but well-built man, with reddish blonde hair and beard and blue eyes who was attractive to women. He seems to have joined the army at an early age, originally under the command of his maternal uncle Nicephorus. The latter is also considered his instructor in the art of war. Partly because of his familiar connections and partly because of his personal abilities, John quickly rose through the ranks. He was given the political and military command of the province of Armenia before he turned twenty-five years old.

At the time the Empire was at war with its eastern neighbor, the Abbasid Empire. Armenia served as the border between the two Empires. John managed to successfully defend his province. He and his troops joined the main part of the army, which was campaigning against the enemy under the command of Nicephorus. Nicephorus means "bearer of victory" and Phocas justified his name with a series of victories, moving the borders further east with the capture of about 60 border cities including Aleppo. By 962, the Abbasids had asked for a peace treaty with favorable terms for Byzantines, that secured the borders for some years. John distinguished himself during the war both at the side of his uncle and at leading parts of the army to battle under his personal command. He was rather popular with his troops and gained a reputation for taking the initiative during battles, turning their course. He was regarded by some as a military hero.

On March 15, 963, Emperor Romanus II unexpectedly died at the age of twenty-six. The cause of his death is uncertain. Both contemporary sources and later historians seem to either believe that the young Emperor had exhausted his health with the excesses of his sexual life and his heavy drinking, or suspect Empress Theophano (c. 941 - after 976), his wife, of poisoning him. Theophano had already at the time gained a reputation as an intelligent and ambitious woman. She would later gain a reputation for ruthlesness in achieving her goals. Romanus had, before his death, already crowned as co-emperors his two sons, the later Emperors Basil II and Constantine VIII. At the time, however, Basil was five years old and Constantine only three years old, and they were not able to assume the duties that came with their title. Theophano was named regent.

But she wasn't allowed to rule alone. Joseph Bringas, a eunuch palace official who had become Romanus' chief council, maintained his position. According to contemporary sources he intended to keep the authority to take decisions for the actual matters of importance at his own hands, rather than those of the young Empress. He also tried to remove part of the authority that had been concentrated at the hands of Nicephorus Phocas. The victorious general had been accepted as the actual commander of the army and maintained his strong connections to the aristocracy. Joseph was afraid that Nicephorus could claim the throne with the support of both the army and the aristocracy. Joseph's intrigues during the following months turned both Theophano and Nicephorus against him. Unknown to Joseph, Theophano and Nicephorus had started negotiations with each other.

After helping his maternal uncle to obtain the throne as Nicephorus II and to restore the empire's eastern provinces, he was deprived of his command by an intrigue, upon which he retaliated by conspiring with Nicephorus' wife Theophania to assassinate him.

Elected ruler in his stead, John proceeded to justify his usurpation by the energy with which he repelled the foreign invaders of the empire. In a series of campaigns against the newly established Russian power (970-973) he drove the enemy out of Thrace, crossed Mt. Haemus and besieged the fortress of Dorystolon on the Danube. In several hard-fought battles he broke the strength of the Russians so completely that they left him master of eastern Bulgaria.

He further secured his northern frontier by transplanting to Thrace some colonies of Paulicians whom he suspected of sympathising with their Saracen neighbours in the east.

In 974 he turned against the Abbasid empire and easily recovered the inland parts of Syria and the middle reaches of the Euphrates.

He died suddenly in 976 on his return from his second campaign against the Saracens. John's surname was apparently derived from the Armenian tshemshkik, meaning "red boot".

İŞUVA

Sümerler zamanında M. Ö. III. cü bin yılda Harput bölgesine ne gibi bir isim verildiği henüz malumumuz değildir. Ancak M. Ö. XVI nci asır sıralarında (İŞUVA) namiyle isimlendirildiğini aşağıdaki tarihi vesikalardan öğrenmiş bulunuyoruz. Meşhur Alman Hititologlarından A, Götze, son olarak (İşuva) yı Harput bölgesine, Fırat'ın iki tarafına koymakta, bir yandan (Kizzuwatna), öte yandan (Huri) memleketleriyle hem-sınır olduğunu ileri sürmektedir (1).

Şeraseddin Günaltay, Hatti İmparatoru SUBBlLULİAMA nın (MİTANNl) lere karşı sürekli mücadelesinin ikinci seferinde Malatya bölgesinde Fırat’ı geçerek Malatya'nın doğusundaki (İŞUVA) ya hücum ettiğini ve aynı yılda 18 bayram törenlerinin arasında bir de (İSUVA) bayramının bulunduğunu söyler (2).

Bununla beraber Boğazköy metinlerinde (İŞUVA) adını taşıyan memleketin Harput bölgesi olduğu kabul edilmektedir. İsa’dan önce XIV — XIII cü asırlarda Hitit Kralı MUVATALLİ ve halefi zamanında kendilerine tabi bulunan ARİŞARMA adlı bir (IŞUVA) kıralından bahsedilmektedir (3).

Hititlere göre (Huri) ülkesi müteaddit Beyliklerden ibaretti. Harput ve Şimal bölgesine (4) (IŞUVA) denilirdi (5).

Şu halde M. ö. bir zamanlar Harput ve havalisinin adının yukarıda gıraladıgım kayıtlara dayanarak (İŞUVA) olduğuna muhakkak nazariyle bakabiliriz.

İsim verilen yerlerin meskun olması da pek tabiidir.

(1) Kizzuwatna Çukurova’yı ve doğusunu kaplayan bölgenin adıdır. Bir sınır şehri olan Elbistan'a kadar gösterilmektedir. Götze'nin son eseri olan (Kizzuwatna) s. 40, ve Dr. Emin Bilgiç, Belleten c. X - aa. 39 - s. 400.

(2) Ord. Prof. M. Şemseddin Günaltay. Yakın Şark II. Anadolu. S. 87, 245.

(3) Nureddin Ardıçoğlu, Harput tarihine bir bakış. Hususi makale.

(4) Bugünkü Dersim'i (Ovacık, Hozat, Pertek. Çemişgezek, Çarsancak) gibi yerleri içine almaktaydı.

(5) Kadri Perk, Cenup doğu Anadolu’nun eski zamanları. s. 57.

 

ÇEMISGEZEK ADININ MENSEI

Çemisgezek adinin mensei ve hangi manaya geldigi bugüne kadar izah edilememistir. Ancak seyahatname, bazi tarihi kaynaklar ve halkin dilinde dolasan rivayetlere dayanarak bazi açiklamalar yapmak mümkündür.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde Çemisgezek adinin mensei hakkinda sunlari yazmaktadir;

"Çemsid'in bir gulami kaçip bu sarp diyara gelerek Karun gibi paraya sahip olup Çemsid korkusundan bu kalayi insa ettiginden cemsidkenzek'ten galat olarak Çemisgezek denmistir."

Evliya Çelebi'nin bu rivayeti, ya o dönemde halk arasinda anlatilan benzer rivayetlerden veya Iran kadim tarihinden aldigini düsünüyoruz. Zira bu anlatima çok yakin ve Iran kadim tarihinde yer alan rivayet söyledir:

Iran'da çok kuvvetli bir devletin basinda Pisdadyan sülalesinden IV. Hükümdar Cemsid Sah bulunuyordu. Topraklari çok genis olan bu ülkenin idaresi Tarhanik adli bir kumandanin elinde idi. Topraklarin bu kadar genislemesinde de büyük payi vardi. Cemsid'in Tarhanik'e verdigi yetkileri kiskanan diger kumandan ve Cemsid'in akrabalari onu kötülerken Cemsid de kendisini Cihangir Payesinde görmeye baslamisti. Fakat Cemsid'in Tarhanik'e güveni vardi. Tarhanik ise ülkenin uzak bir kösesinde bir devlet kurmayi düsünüyordu. Tarhanik oglu Solak ile ülkenin haritasini gözlerinin önüne sererek iste surasi arzu ve emellerimize uygun bir yerdir, sagi solu su ile çevrili, derin dereler, yalçin kayalar Sedd-i Çin halindedir. Tarhanik "Burada bir kale yaptirirsak düsman leskerini yenebiliriz" seklinde konustu. Bundan sonra Tarhanik ülkeden kaçarak Çemisgezek'e yerlesir.

1312 tarihli Mamuretül Aziz Salnamesinde ise "Cemsid zamaninda bina ve imar edilmek sebebiyle vakti ile tesmiye edilmis olan Cemsid-abad kelimesinden muhref olundugu rivayet olunaktadir" denilmektedir.

Ismail Hami Danismend, izahli Osmanli Tarihi Kronolojisi adli eserinde, Çemisgezek'in eski adini Tzimisca ola­rak zikretmekte ve bu ismin burayi fet­heden Romali kumandanin adina izafeten verildigini söylemektedir.

Çemisgezek adi konusunda genis bir izah da Urfali Meteos'un vekayinamesinde yer almaktadir. Meteos Bizans ordulari Komutani Jean Tzimisces'in Bizans Imparatoru Nekafor'u Imparatoriçe Theofanon'un tesvikiyle öldürdügünü ve Imparatoriçe ile evlenerek tahta otur­dugunu söyler. Tahta geçen Tzimisces müslümanlara karsi parlak zaferler kazanir. Diyarbakir Kalesi Arap Emiri Hamdun'un hemsehrisi olan bir kadinin elindedir. Tzimisces burayi bu kadina birakiyor. Çünkü o da kendisi gibi Çemisgezek tesmiye edilen ve vakti ile Araplarin elinde bulunan Khozan (Dersim) bölgesi ahalisindendir. Imparator Tzimisces yazlari memleketi olan Çemisgezek'e dinlenmeye gelir ve burayi zaman zaman yazlik olarak kullanir. Meteos, Çemisgezek adinin bu imparatorun adina izafeten verildigini söylüyor.

Imparator Tzimisces'in dogdugu kasabanin Bizans idari taksimatindaki Hierepolis sehri oldugunu kaynaklar göstermektedir. Bu Çemisgezek'in Roma ve Bizans dönemindeki adi olmasi geekir.

Urfali Meteos'un Vekayinamesine dipnot yazan Edvard Dulaurier ise söy­le söylemektedir:

Çemisgezek adinin Bizans Imparato­ru Jean Tzimisces'e izafeten verildigi ve bundan önce Çemisgezek'in Hierepolis olarak adlandirildigi bilinmektedir. Tzimisces kelimesinin karsiligi olan çimis-gik kelimesinin hiçbir Ermenice kökü ile alakasi olmayip ancak kelimenin son hecesinin (-gik) Ermenice'de bir küçültme eki oldugu söylenebilir. Leon Le Di-acre, Tzimisces isminin çimisgik olarak tercümesine bile karsi çikiyor ve bunun ancak "Mouzakitzes" olarak tercüme edilebilecegini söylüyor. Bu kelimenin etimolojisini aydinlatmak için BROSSET'in sarfettigi gayretlerde muvaffak olmaktan uzaktir.

Çirbied'in ortaya attigi varsayima göre ise "Çimisgadzak" sarkli kadinlarin giydigi parlak pabuç demektir. Binaena­leyh "Çimisgik" de sonundaki küçültme hecesinin kattigi anlamla küçük parlak pabuç demektir." seklinde bir açiklama getirmektedir.

Halk arasinda söylenen bir rivayete göre ise; Ilçenin Selçuk Ordulari tarafindan fethi sirasinda gelen ordu komutanlarina ve orduya sükrane .olarak ilçe halki tarafindan çuvallar dolusu kuru dut ikram edilmis; komutanlar tarafindan bunlar nedir sorusuna, bunlara çemis derler diye cevap verilince, ilçenin havasi, suyu ve tabii güzellikleri de gözö-nüne alinarak çemisden ve mesirelik yerleri gözönüne alinarak Çemisgezek denmistir.

 

Çemişgezek KALESİ

(Eski adı Hierapolis , çımışgadzak)

Fırat nehrinin doğu kıyısında, Dzopats eyaletinde Arabgir'in Maşkert köyü karşısında yer alan kaledir. Bizans İmparatoru İoannes Tzimitshes burada doğduğundan, kasaba ve kale adını bu kişiden almıştır. Kale tarih boyunca birçok kez kuşatılmış,kent ve kale uzun kanlı savaşlara sahne olmuştur.1474 yılında Memlükler uzun bir savaştan sonra kaleyi ele geçirerek halkını esir almışlar ve beraberinde götürmüşlerdir.

back